
Kültür, TürkAta’da vitrin süsü değil; damga, destan, yemek, taş ve dildir. Oğuz’un 24 boyu birer mühür taşır; Dede Korkut bir gece masalı değil, töre belgesidir; keşkek ve ayran birer folklor kartpostalı değil, coğrafyanın tadıdır.
Salona giren okuyucu tamgalar, destanlar, mitoloji, mimari ve mutfak kapılarından geçebilir.

Mimar Sinan’ın Edirne’deki Selimiye’si, taşın geometriye dönüşmesidir. Aynı bellek, bozkır keçe çadırının kubbeye evrilmesini de anlatır: kültür, kopuş değil dönüşümdür.

Saray, tekke, ahilik ve halk ozanı aynı medeniyetin farklı odalarıdır. Vakıf, bu odaları folklor müzesine kilitlemek yerine dijital ansiklopedide dolaşıma açar.