
Tarih, TürkAta’da kronoloji ezberi değil; kağanlık, yazıt, kervan, cami ve meclis imgelerinin yan yana durduğu bir salondur. Göktürk damgasından Selçuklu taç kapısına, Osmanlı kubbesinden 23 Nisan 1920’ye uzanan hat, vakfın “Türk ruhunu yaşat” ilkesinin omurgasıdır.
Okuyucu Türk tarihi kütüphanesinde maddeleri arar; zaman çizelgesi çağları istifler; devletler Hun’dan Cumhuriyet’e siyasal sürekliliği gösterir.

Selçuklu Anadolu’su kümbet, medrese ve kervansarayla taşlaşır. Osmanlı ise imaret, vakıf ve cihanşümul bir hukukî bellek bırakır. Millî Mücadele bu uzun hafızanın 20. yüzyıldaki yeniden kuruluşudur.

İstanbul’un fethi (1453) ile Cumhuriyet’in ilanı (1923) aynı bellek içinde durur: biri cihan devletinin zirvesi, diğeri millet egemenliğinin hukuku. TürkAta her iki eşiği de yüceltir; birini diğerinin aleyhine silmez.