
Balıkçılık, çeşitli amaçlarla doğal ya da suni su ortamlarında balıkların ve diğer deniz canlılarının çeşitli yöntemlerle avlanması ya da yetiştirilmesidir. Balığın yanı sıra midye, karides, ıstakoz, pavurya, istiridye ve ahtapotun hatta balina gibi deniz memelilerinin avlanması da balıkçılık kapsamına girmektedir. Gölet, havuz ya da denizlerdeki suni tesislerde balık ve diğer deniz hayvanlarının üretilmesi de balıkçılığın bir parçasıdır. Amatör balıkçılık, ticari balıkçılık, zanaatkar balıkçılık, yasa dışı balıkçılık, rekreasyonel balıkçılık, kültür balıkçılığı gibi balıkçılık yöntemleri bulunmaktadır.
Tarihçe

İnsanlar en eski çağlardan bu yana balık avlamışlardır. 5 bin yıl öncesinden kalma, kemikten yapılmış ve bugün kullanılan örneklerine benzeyen iğneler bulunmuştur.
Çinliler, MÖ 3000 yıllarında tuzlu su doldurulmuş havuzlarda kefal üretmekteydi. Eski Romalılar da havuz ve akvaryumlarda sazan ile tatlı su kefali yetiştirmekteydi. Bu yöntemlerle balık yetiştirme Orta Çağ'ın sonlarına kadar sürdürülmüştür ama bu tarihlerde terk edilmiştir. Ancak 19. yüzyılda, Fransız hükûmetinin balık üretimini başlatmasıyla yeniden gündeme gelmiştir.
Günümüzde dünyanın birçok ülkesinde sofrada tüketilmek üzere büyük çapta balık üretimi yapılmaktadır. Havuzlarda en çok sazan, alabalık ve som balığı üretilmektedir. Havuzlarda ayrıca soyu azalan balık türleri de yetiştirilmektedir. Tatlı su balıklarının üretiminde iki ayrı yöntem uygulanmaktadır. Örneğin sazan, besinini sudaki doğal ortamdan sağlayabileceği büyük göletlerde üretilmektedir. Alabalık üretiminde, dar ve uzun ya da yuvarlak havuzlarda küçük bir alanda çok sayıda balığın bir arada tutulması, daha iyi sonuçlar vermektedir. Ama bu havuzlarda balıkların yemle beslenmesi ve gerekli oksijeni sağlayabilmek için de suyun belirli aralıklarla değiştirilmesi gerekmektedir. Başta Japonya olmak üzere çeşitli ülkelerde tuzlu su balıkları için denizlerde de üretim çiftlikleri kurulmuştur. Türkiye’de de özellikle İzmir’in Karaburun bölgesinde Orkinos çiftlikleri bulunmaktadır.
İstiridye, midye ve pavurya gibi diğer deniz hayvanları da bazı kıyı sularında yetiştirilmektedir. Doğal yolla üremiş larvalar ya da deniz üretim çiftliklerinde yetiştirilmiş yavrular, uygun koşullara sahip bir ortama bırakıldığında çoğalabilmektedir. Bazı Uzak Doğu ülkelerindeki deniz çiftliklerinde büyük çapta teke ve karides üretilmektedir.
Hayvan refahı
Her sene 1 trilyondan fazla balık insanların tüketimi için öldürülmektedir. Darbeli ve elektrikli sersemletme gibi bazı nispeten daha insancıl kesim yöntemleri geliştirilmiş olsa da çoğu kez balık hasadı için açık havada boğma, karbondioksit ile sersemletme veya buzlu soğutma gibi balık refahı için ideal olmayabilen yöntemler tercih edilmeye devam etmektedir.
Çeşitleri
Tatlı su balıkçılığı
Makaralı oltalar bulunmadan önce, misina bir mantar ya da tahta parçasına elle sarılmaktaydı. Balık oltaya takıldığında balıkçı seri hareketlerle balığı kıyıya çekmekteydi. Ama bu tür avlanma kolay değildi; bu avlanmada misinanın dolaşması, düğüm olması gibi sorunlar yaşanmaktaydı.
Oysa makaralı oltayla avlanmak çok kolaydır. Makara misinanın sarılmasını ve gerekirse gevşetilmesini kolaylaştırmıştır. Örneğin oltaya yakalanan balık sert hareketlerle direnirse makaradaki misina boşaltılarak balığa yol verilmektedir. Balığın yorulup hareketlerinde yavaşlama görülünce, misina yeniden makaraya sarılarak balık çekilmektedir. Ama makaralı oltayla balık avlarken, misinayı ne zaman boşaltıp ne zaman makaraya saracağını bilmek gerekmektedir. Ayrıca misinanın da bir dayanma gücü vardır. Hızlı bir akıntıda balığın çekiş gücü karşısında bunu da hesaba katmak gerekmektedir. Büyük bir balık yakalandığında, onun direnme gücünü kırmak için arada bir misinayı gevşetmek ve balığa yol vermek gerekmektedir. Bunun sonucunda yorulan balık daha kolay çekilebilmektedir.
Avlanmanın önemli noktalarından biri, uygun olta iğnesi seçmektir. Avlanacak balığa göre, değişik büyüklük ve biçimlerde iğneler vardır. Ama bütün olta iğnelerinin ucunda, balığın ağzına saplandıktan sonra çıkmasını engelleyen bir damak (çengel) vardır. İğnelerin sapında da genellikle bir halka bulunmaktadır. Hayvan bağırsağından, naylon ya da çelik telden yapılmış "köstek" bu halkadan geçirilerek iğneye bağlanmaktadır.
Balıklar çeşitli yemlerle avlanmaktadır. Canlı ya da cansız yemler, iğnenin ucundaki damağa geçirilmektedir. Balığın doğal besini olan böcekler, solucanlar, küçük kurbağalar ya da avlanacak balığa göre çok küçük balıklar, en çok kullanılan canlı yemlerdir. Cansız yem olarak ise hamur, ekmek içi, haşlanmış buğday, peynir gibi yiyecekler ya da tüy parçası, yapay sinek gibi yapay yemler kullanılmaktadır.
Oltayla balık avlamak ustalık istemektedir. Avlanacak balığın bulunabileceği yeri, suyun yüzeyinde ya da dibinde mi olduğunu bilmek gerekmektedir. Öte yandan oltayı balığın yem aradığı yere atabilmek ya da indirebilmek gerekmektedir. Örneğin som balığı ve alabalık dışındaki bütün tatlı su balıklarını avlamak için olta dibe bırakılmaktadır. Som balığı, alabalık, gölgebalığı, tatlı su kefali ve kızılkanat avlamada yaygın olarak sinek oltası kullanılmaktadır. Yapay sineği uzağa atabilmek için kamışın çok esnek olması, ucunda da kalınca bir misina bulunması gerekmektedir. Oltanın ucuna bağırsak ya da naylondan yapılmış 2-3 metre uzunluğunda bir beden, bedenin ucundaki iğneye de tüy parçaları, kürk, ipek ve parlak tellerden yapılmış yapay sinek bağlanmakta bu şekilde balık avlanmaktadır.
Amatör deniz balıkçılığı
Amatör deniz balıkçılığında da tatlı su balıkçılığında kullanılan olta setinin hemen hemen aynısı kullanılmaktadır. Ama kamış ve misinaların daha sağlam olması gerekmektedir. Oltanın iyice derine inebilmesi için daha ağır kurşunlar (iskandil) ve iri balıkları da yakalayabilmek için daha büyük iğneler kullanılmalıdır. Dipte ya da dibe yakın derinliklerde yaşayan mezgit, morina ve yassı balıklargibi balıkları avlamak için yem olarak karides, midye ve solucan tercih edilmelidir. Uskumru ve lüfer ise, hareket halindeki tekneden kaşıkla ya da doğal yemle tutulmalıdır.
Deniz balıkçılığında köstekli olta da çok kullanılan olta tiplerinden biridir. Bu oltanın ucundaki iskandilli bedenine, belirli aralıklarla pirinç telden yapılmış köstekler bağlanmalıdır. Bu oltanın adı da bu kösteklerden gelmektedir. Kösteklere kısa misinalar, misinaların ucuna da iğneler takılmaktadır. Köstekli oltayla balık avlamada canlı yemler kullanılmalıdır. Avlanma sırasında olta gergin tutulmalı ve balık yeme atladığı anda olta hafifçe silkelenerek balığın iğneyi yutması sağlanmalıdır. Sonra balığın iğneden kurtulmasına fırsat vermeden hızla çekilmelidir.
Denizlerde balık avlamada çok yaygın olarak kullanılan çapari de bir tür köstekli oltadır. Ama çaparide canlı yem kullanılmaz, onun yerine genellikle hindi, kaz ve tavuk tüyü gibi yapay yemlerden yararlanılmaktadır. Çapari, bir olta (makaraya ya da mantara sarılmış misina), misinanın dolaşmasını engelleyen bir fırdöndü, fırdöndüden iskandile kadar uzanan ve gene misinadan yapılan bir beden ile en uçtaki iskandilden oluşmaktadır. Bedenin üzerine, belirli aralıklarla, uçlarına iğne takılmış kısa misina parçalarından köstekler bağlanmalıdır. İstavrit gibi küçük balıkları avlamada 10 köstekli (10 iğneli) bir çapari yeterlidir. Ama çaparideki köstek sayısı palamut avında 35'e, torik ve kofana denen iri palamut ve lüfer avında 55'e kadar çıkmaktadır.
Kılıç balığı, orkinos ve tarpon gibi, bazılarının ağırlığı yarım tonu bulan büyük deniz balıkları da hareketli bir tekneden oltayla avlanabilmektedir. Bunun için çok kalın ve sağlam bir kamış ve uzunluğu en az 360 metre olan misina gerekmektedir. Bu tür avlanmada balıkçı kamışın ucunu, beline taktığı özel bir kemere oturtmalıdır. Oltaya yakalanan bu kadar ağır balıkları çekmek ve onların direnme gücüne karşı koyabilmek kolay değildir. Onun için yakalanan balık yoruluncaya kadar tekneyle izlenmelidir. Uzun bir süre yol alındıktan sonra balıkçı misinayı makaraya sararak balığı tekneye yaklaştırmalıdır. Yakalanan balık ya tekneye alınmalı ya da teknenin yedeğinde limana kadar çekilmelidir.
Ernest Hemingway’in Yaşlı Adam ve Deniz adlı romanında, oltayla büyük bir balık yakalayan yaşlı bir balıkçının, bu balığı kıyıya çekebilmek için verdiği mücadele ayrıntılarıyla anlatılmıştır.
Ticari balıkçılık yöntemleri
Deniz balıklarının bazıları su yüzeyine yakın yaşarlar ve bunlara yüzey balığı denir. Örneğin ringa, sardalye, hamsi, orkinos ve uskumru yüzey balıklarıdır. Deniz dibine yakın ve dipte yaşayan balıklara da dip balığı adı verilmektedir. Dip balıklarına örnek olarak morina, mezgit, berlam ve bütün yassı balıklar verilebilir.
Ticari amaçla yapılan balıkçılığın temeli ağla avlanmaya dayanmaktadır. Avlanmada balığın özelliğine, yaşadığı suyun derinliğine göre değişik ağlar kullanılmaktadır. Yaygın olarak kullanılan ağların başında trol ağı gelmektedir. Trol ağı, külah biçiminde büyük bir torbaya benzer ve ağzı yaklaşık 30 metre genişliğindedir. Ağ atılırken ağzı açık balık tutma için her iki yanına tahta levhalar yerleştirilmektedir. "Kapı" denen bu tahta levhalar da çelik kablolarla trol teknesine bağlanmaktadır. Deniz dibinin engebeli olmadığı yerlerde dip balıklarını avlamak için genellikle dip trolü kullanılmaktadır. Trol teknesinden denize bırakılan trol ağı, tekneyle sürüklenmeli ve ağ deniz dibini tarayarak yolunun üzerindeki balıkları toplamalıdır. Balık ağı sürükleme işi 1,5-3 saat kadar sürmektedir. Sonra ağ bir vinç yardımıyla çekilmeli ve içindeki balıklar tekneye boşaltılmalıdır. Balıklar temizlenip yıkandıktan sonra, teknenin ambarında buzların arasına gömülerek saklanmaktadır. Bazı büyük ve gelişmiş trol teknelerinde balıklar temizlendikten sonra soğutma aygıtlarında dondurulmaktadır. Bu tür tekneler denizde daha uzun süre kalıp avlanmaya devam edebilmektedir.
Bazı dip balıklarını avlamada kullanılan yöntemlerden biri de paraketedir. Kalın bir misina (olta ipi) olan paraketenin üzerinde aralıklı olarak dizilmiş 1.000'e yakın yemli iğne bulunmaktadır. Avlanma sırasında zoka parakete deniz dibine bırakılmakta ve yeri şamandıralarla belirlenmektedir. Parakete 24 saate bir denizden çekilerek yakalanan balıklar alınmalı ve iğnelerine yeniden yem takılmalıdır. Orkinos gibi bazı yüzey balıkları ise şamandıralara bağlanan su üstü paraketeleriyle yakalanmaktadır. Dip balıklarının yakalanmasında çevirme ağları da kullanılmaktadır. Bu avlanma biçiminde önce balığın yoğun olduğu bölge ağlarla çevrilmekte, sonra balıklar ağın torba biçimindeki bölümüne doğru sürülmektedir.
Yüzey balıklarının avlanmasında gırgır ve orta su trolü en çok kullanılan avlanma biçimleridir. Gırgırla avlanmada, balık sürüsü, suya dik indirilen ağla çevrilmektedir. Daha sonra ağın alt bölümü, halatları çekilerek büzülüp kapatılmaktadır. Bir vinç yardımıyla gırgır teknesine çekilen ağın içindeki balıklar balık kepçesi ya da suyla pompalanarak tekneye alınmaktadır. Orta su trolünde ise, dip trolündekinden daha büyük bir ağ balıkların bulunduğu derinliğe bırakılmakta ve bir ya da iki tekneyle çekilmektedir.
Deniz balıklarını avlamada kullanılan en eski yöntemlerden biri de dalyandır. Bu yöntem ilkçağlardan beri kullanılmıştır. Yakın tarihe kadar İstanbul'da Fenerbahçe ve Beykoz gibi pek çok yerde dalyanlar kurulmaktaydı. Bu yöntemde, kıyıya yakın yerlerde ağla çevrili havuzlar oluşturulmaktadır. Havuzların ağzı açık bırakılmakta ve dalyanın içine balık girdiğinde ağız kısmı başka bir ağla kapatılmaktadır. Dalyandaki balıklar başka bir ağla toplanarak tekneye alınmaktadır.

Palamut, lüfer, uskumru, istavrit gibi bazı balıkların avlanmasında galsame ağı (düz ağ) kullanılmaktadır. Genellikle 1 km ya da daha uzun olan galsame ağları, bir perde gibi asılı duracak biçimde denize bırakılmaktadır. Bu avlanma yönteminde ağ ya demir ağırlık bağlanarak bir ucu dibe indirilmekte ya da tekneyle su yüzeyinde sürüklenmektedir. Bu sırada ağa doğru hızla yüzen balıkların başı ağın deliklerinden geçmekte, ama solungaçları (eski terimiyle galsameleri) takıldığı için delikten geri çıkamamaktadır. Tekneye çekilen ağdaki balıklar silkelenerek dökülmektedir.
Orkinos, uskumru, lüfer gibi bazı balıklar suda parıldayan herhangi bir şeyi yem sanmaktadırlar. Bu tür balıkları avlamak için ucunda üçlü iğneler bulunan ve biçimi küçük bir balığı andıran parlak metal kaşıklar kullanılmaktadır.
Balıkların değerlendirilmesi
Balıkçıların yakaladığı balıklar çeşitli biçimlerde değerlendirilmektedir. Taze olarak tüketilecek balıklar, ya kıyıya gelir gelmez müşterilere satılmakta ya da buzlarla kasalara yerleştirilerek iç bölgelere gönderilmektedir. Balıklar dilimlendikten ya da fileto çıkarıldıktan sonra dondurularak özel ambalajlar içinde satılmaktadır. Özellikle sardalya, orkinos (ton balığı), hamsi ve som balığı; konserve olarak işlenmektedir.
Bazı ülkelerde ringa, morina ve mezgit tütsülenerek saklanmaktadır. Türkiye'de torik denen iri palamutlar iyice temizlenip tuzlanarak lakerda yapılmaktadır. Uskumru ise tuzlanıp güneşte kurutulduktan sonra çiroz hâlinde tüketilmektedir. Hamsi gibi bazı balıklar pişirilip öğütülerek un hâline getirilmektedir. Balık unu çiftlik hayvanları için yem ya da gübre olarak kullanılmaktadır.
Bazı balık türlerinin pullarından yapay inci ve sedef yapılmaktadır. Köpek balığı ve morina derisi çanta, ayakkabı ile eldiven yapımında kullanılmakta; ayrıca bunlardan tutkal elde edilmektedir. Morinanın karaciğerinden çıkarılan yağ, ilaç sanayisinde değerlendirilmektedir.
Dünyada ve Türkiye'de ticari balıkçılık

Ticari balıkçılık 15. yüzyılın sonlarında ortaya çıkmıştır. Sonraki iki yüzyıl içinde de büyük bir balıkçılık sanayisi oluşmuştur. Yakalan balıkları işleyen, çeşitli aygıtlarla donatılmış büyük balıkçı filoları kurulmuştur.
Ne var ki aşırı avlanma zamanla balıkçılığı tehdit etmeye başlamış ve günümüzde ciddi bir sorun haline gelmiştir. Bazı avlanma biçimleriyle yavru balıkların ya da yumurta dökmeye hazırlanan dişilerin de yakalanması, birçok balık türünün soyunu tükenme noktasına getirmiştir. Günümüzde bu sorunu aşmak için birçok ülkede avlanacak balık miktarını kısıtlamak ve üreme mevsiminde balık avını yasaklamak gibi önlemler alınmaktadır.
Türkiye, üç yanı denizle çevrili olmasına ve içerisinde bir iç denizin bulunmasına karşın, balıkçılıkta gelişmiş bir ülke değildir. Avlanan balık miktarı yılda 400 bin tonu biraz aşmaktadır. Bunun yaklaşık 240 bin tonu hamsi, 20 bin tonu kefal, 20 bin tonu sardalya, 15 bin tona yakını da istavrittir. Tatlı su ürünleri üretimi ise 50 bin ton dolayındadır.
Kaynakça
- ^ a b "Giriş" (PDF). SU ÜRÜNLERİ VE BALIKÇILIK SEKTÖR RAPORU-2013. oka.org.tr. 9 Aralık 2015 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 14 Ekim 2015.
- ^ "Orkinos çiftliğinde derin inceleme". www.hurriyet.com.tr. 4 Aralık 2017. 15 Ağustos 2026 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 14 Ağustos 2026.
- ^ Mood, A.; P. Brooke. "Estimating the number of fish caught in global fishing each year" (PDF). 26 Nisan 2012 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi.
- ^ OIE (2013). "Aquatic Animal Health Code, Ch. 7.3". 24 Haziran 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi.
Ayrıca bakınız
- Balıkçılık terimleri listesi
- Türkiye'de balıkçılık
- Balık yetiştiriciliği
- Balıkçılık teknikleri
- Balık tutma
- Aşırı avlanma
- Balıkçı gemisi
- Balık işleme