Boyutlar ölçekli değildir.
Asteroit, (Grekçe: ἀστεροειδής, romanize: asteroeidḗs:), iç Güneş Sistemi'nde ya da Jüpiter ile aynı yörüngede (Truva asteroitleri) Güneş etrafında dolanan bir küçük Güneş Sistemi cismidir. Meteoroitlerden (milimetre ila metre arası) daha büyük fakat cüce gezegenlerden (yaklaşık bin kilometre) daha küçüktür. Atmosferi olmayan metalik, kayalık veya buzlu cisimlerdir. Asteroitlerin boyutları ve şekilleri, cüce gezegenler de dahil olmak üzere önemli ölçüde farklılık gösterir. Güneş radyasyonu ile ısındığında koma (saç) veya kuyruk oluşturan bir cisim, asteroit yerine kuyruklu yıldız olarak sınıflandırılır ancak son gözlemler bu iki cisim türü arasında bir süreklilik olduğuna işaret etmektedir.
Asteroit terimi genellikle küçük gezegen ile eşanlamlı olarak kullanılsa da öncelikle Neptün yörüngesine kadar olan cisimleri ifade eder ve Uluslararası Astronomi Birliği (IAU) tarafından resmi olarak tanımlanmış bir terim değildir. Neptün yörüngesinin ötesindeki bu tür cisimler ise Neptün ötesi cisim (TNO) olarak adlandırılır. Daha güncel tanımlamalara göre küçük gezegen terimi, "klasik" asteroitleri ve TNO'ları kapsar.
Eylül 2026 itibarıyla Güneş sisteminde 1,5 milyondan fazla küçük gezegen bilinmekte ve her ay birkaç bin yeni keşif yapılmaktadır. Gerçek sayının ise çok daha fazla olması muhtemeldir. Bu cisimlerin %99,5'inden fazlasını asteroitler oluştururken geriye kalanlar ise cüce gezegenler ve başta Kuiper Kuşağı cisimleri olmak üzere Neptün ötesi cisimlerdir. Bilinen asteroitlerin büyük bir kısmı Mars ve Jüpiter'in yörüngeleri arasında, Güneş'ten yaklaşık olarak 2 ila 4 AU uzaklıktaki ana asteroit kuşağında yer almaktadır. Asteroitler genellikle C tipi, M tipi ve S tipi olarak sınıflandırılır. Bunlar sırasıyla karbonlu, metalik ve silikalı bileşimlerinden dolayı isimlendirilmiş ve tanımlanmıştır. Tanım olarak asteroitler, cüce gezegenlerin aksine hidrostatik dengeyi sağlamak için kütle olarak çok düşüktür ve kabaca yuvarlak bir şekil alırlar, bu nedenle genellikle düzensiz şekilli cisimlerdir. Asteroitlerin boyutları büyük ölçüde değişir, en büyüğü Ceres yaklaşık 1.000 km çapındadır ve bir cüce gezegen olarak nitelendirilir. Tüm asteroitlerin toplam kütlesi, Dünya'nın uydusu Ay'ın kütlesinin yalnızca %3'ü kadardır. Ana kuşak asteroitlerinin çoğu Dünya ile aynı yönde dönen ve Güneş'in etrafında tam bir turunu tamamlamak için üç ila altı yıl süren hafif eliptik, kararlı yörüngeleri takip ederler.
Asteroitler, 1801'deki keşiflerinden bu yana Dünya'dan gözlemlenmektedir. Bir asteroidin ilk yakın çekim gözlemi Galileo uzay aracı tarafından yapılmıştır. Daha sonrasında NASA ve JAXA tarafından asteroitlere yönelik çeşitli özel görevler başlatılmış ve diğer görevler için de planlamalar devam etmektedir. NASA'nın NEAR Shoemaker aracı Eros'u, Dawn ise Vesta ve Ceres'i incelemiştir. JAXA'nın Hayabusa ve Hayabusa2 görevleri sırasıyla Itokawa ve Ryugu'yu incelemiş ve bunlardan örnekler getirmiştir. OSIRIS-REx, Bennu'yu inceleyerek 2020'de topladığı bir örneği 2023 yılında Dünya'ya getirmiştir. NASA'nın 2021'de fırlatılan Lucy uzay aracı, ikisi ana kuşaktan ve sekizi Jüpiter truvalılarından olmak üzere on farklı asteroidi incelemekle görevlendirilmiştir. Yine NASA'nın 2021'de fırlattığı DART uzay aracı, gezegen savunması teknolojisini test etmek amacıyla Eylül 2022'de tehlike arz etmeyen asteroit Dimorphos'a kasıtlı olarak çarptırılmıştır. Ekim 2023'te fırlatılan NASA'ya ait Psyche, metalik Psyche asteroidini incelemeyi amaçlamaktadır. ESA'nın Ekim 2024'te fırlatılan Hera aracı, DART çarpışmasının sonuçlarını incelemek üzere tasarlanmıştır. Çin Ulusal Uzay İdaresinin (CNSA) Tianwen-2 aracı ise Dünya'ya yakın eş yörüngeli asteroit 469219 Kamoʻoalewa ile aktif asteroit 311P/PanSTARRS'ı araştırmak ve Kamoʻoalewa'nın regolitinden örnekler toplamak amacıyla Mayıs 2025'te fırlatılmıştır.
Dünya'ya yakın asteroitler, gezegenimize çarpmaları halinde felaket niteliğinde sonuçlar doğurma potansiyeline sahiptir. Bunun en bilinen örneği, Kretase-Paleojen kitlesel yok oluşuna neden olduğu yaygın olarak kabul edilen Chicxulub çarpmasıdır.
Terminoloji
2006 yılında Uluslararası Astronomi Birliği (IAU), Güneş Sistemi'nde yer alan ve gezegen, cüce gezegen ya da doğal uydu olmayan cisimler için günümüzde tercih edilen geniş kapsamlı küçük Güneş Sistemi cismi terimini kabul etmiştir. Bu tanım asteroitleri, kuyruklu yıldızları, centaurları, truvalıları ve Neptün ötesi cisimleri kapsar. IAU'ya göre "küçük gezegen" terimi hala kullanılabilir fakat genel olarak "küçük Güneş Sistemi cismi" tercih edilecektir.
Keşfedilen ilk asteroit olan Ceres, önceleri yeni bir gezegen olarak kabul edilmişti. Bunu diğer benzer gök cisimlerinin keşifleri izledi. Bu cisimler, dönemin teleskoplarıyla gezegenler gibi disk şeklinde değil de yıldızlar gibi birer ışık noktası olarak görünse de gökyüzündeki hareketleriyle yıldızlardan kolayca ayırt ediliyordu. Bu durum üzerine astronom Sir William Herschel'in, Grekçede "yıldız benzeri, yıldız şeklinde" anlamına gelen ἀστεροειδής (asteroeidēs) ve Antik Yunanca "yıldız, gezegen" anlamına gelen ἀστήρ (astēr) sözcüğünden türetilen asteroit terimini önerdi. 19. yüzyılın ikinci yarısında, asteroit ve (genellikle "küçük" sıfatı olmadan kullanılan) gezegen terimleri hala birbirinin yerine kullanılıyordu.
Geleneksel olarak Güneş etrafında dolanan küçük cisimler; kuyruklu yıldızlar, asteroitler veya meteoroitler olarak sınıflandırılıyordu. Meteoroitler için sınır ise çapın bir metreden küçük olmasıydı. Hiçbir zaman resmi olarak tanımlanmamış olan asteroit terimi, gayriresmi biçimde "IAU tanımlarına göre gezegen veya cüce gezegen niteliği taşımayan, Güneş etrafında dolanan düzensiz şekilli kayaç bir cisim" anlamında kullanılabilir. Bir asteroidin bir kuyruklu yıldızdan temel farkı, bir kuyruklu yıldızın Güneş radyasyonu sebebiyle yüzeye yakın buzlarının süblimleşmesi sonucunda bir koma (saç) sergilemesidir. Önceleri küçük gezegen olarak sınıflandırılan birkaç cisim, daha sonra kuyruklu yıldız aktivitesi belirtileri göstermiştir. Bunun tersine, bazı (belki de tüm) kuyruklu yıldızların yüzeylerindeki uçucu buzlar zamanla tükenir ve bu cisimler asteroit benzeri bir hal alır. Diğer bir ayrım ise kuyruklu yıldızların tipik olarak çoğu asteroitten daha dış merkezli yörüngelere sahip olmasıdır. Yüksek oranda dış merkezli asteroitler muhtemelen uykuda veya sönmüş olan kuyruklu yıldızlardır.
Jüpiter'in yörüngesinin ötesindeki küçük gezegenler, özellikle popüler sunumlarda bazen "asteroit" olarak da adlandırılır. Ancak asteroit teriminin iç Güneş Sistemi'nin küçük gezegenleriyle sınırlandırılması giderek yaygınlaşmaktadır. Bu nedenle bu maddenin içeriği, büyük ölçüde klasik asteroitler olan asteroit kuşağı cisimleri, Jüpiter truvalıları ve Dünya'ya yakın cisimlerle sınırlı kalacaktır.
1801 yılında Ceres'in keşfedilmesinden sonraki yaklaşık iki yüzyıl boyunca (944 Hidalgo gibi birkaçı yörüngelerinin bir kısmında daha uzaklara gitmiş olsa da) bilinen tüm asteroitler zamanlarının çoğunu Jüpiter'in yörüngesinde veya bu yörüngenin içinde geçirmiştir. Gök bilimciler, 1977'de 2060 Chiron ile başlayarak kalıcı olarak Jüpiter'den daha uzakta bulunan ve günümüzde centaurlar olarak adlandırılan küçük cisimleri keşfettiler. 1992 yılında Neptün yörüngesinin ötesinde (Plüton hariç) keşfedilen ilk cisim olan 15760 Albion tespit edildi ve kısa süre sonra günümüzde Neptün ötesi cisimler olarak adlandırılan benzer nitelikteki çok sayıda cisim gözlemlendi. Daha da dışarıda Kuiper kuşağı cisimleri, dağınık disk cisimleri ve uykudaki kuyruklu yıldızların ana kaynağı olduğu varsayılan çok daha uzak Oort bulutu yer almaktadır. Bu cisimler, buzların katı kaldığı ve kuyruklu yıldız benzeri cisimlerin çok az kuyruklu yıldız faaliyeti sergilediği Güneş Sistemi'nin soğuk dış bölgelerinde bulunurlar. Centaurlar veya Neptün ötesi cisimler Güneş'e yaklaşacak olsalardı uçucu buzları süblimleşir ve geleneksel sınıflandırmaya göre kuyruklu yıldız olarak kabul edilirlerdi.
Kuiper kuşağı cisimlerine, kısmen onları asteroit veya kuyruklu yıldız olarak sınıflandırma zorunluluğundan kaçınmak amacıyla sadece "cisim" denmektedir. Bazıları bir asteroit özelliği gösterse de bileşimlerinin ağırlıklı olarak kuyruklu yıldız benzeri olduğu düşünülmektedir. Bu cisimlerin çoğu, kuyruklu yıldızlarla özdeşleştirilen yüksek derecede dış merkezli yörüngelere sahip değildir ve şimdiye kadar keşfedilenler geleneksel kuyruklu yıldız çekirdeklerinden daha büyüktür. Stardust sondası tarafından toplanan kuyruklu yıldız tozu analizinin yanı sıra diğer yeni gözlemler de, kuyruklu yıldızlar ile asteroitler arasındaki ayrımı giderek bulanıklaştırmakta ve kesin bir sınır çizgisinden ziyade "asteroitler ile kuyruklu yıldızlar arasında bir süreklilik" olduğunu ortaya koymaktadır.
2006 yılında IAU, kendi kütleçekimleri altında elipsoit hale gelebilecek kadar büyük kütleye sahip en büyük küçük gezegenler için cüce gezegen sınıfını oluşturmuştur. Asteroit kuşağından bu kategoriye yalnızca en büyük cisim olan yaklaşık 975 km (606 mi) çapındaki Ceres dahil edilmiştir. Asteroitler, cüce gezegenlerde olduğu gibi sırasıyla farklılaşmamış ve farklılaşmış olarak nitelendirilmek suretiyle planetoit kavramından ayırt edilmiştir.
Gözlem tarihi
Sayılarının devasa boyutuna rağmen asteroitler gökbilim tarihinde nispeten yeni bir keşiftir. Bu cisimlerin ilki olan Ceres ancak 1801 yılında tespit edilebilmiştir. Çoğu asteroidin yüzeyi son derece karanlık olduğundan ve güneş ışığını çok az yansıttığından, bu cisimlerin geleneksel optik teleskoplarla fark edilmesi oldukça zordur. Bu engeli aşmak amacıyla, soğuk yıldızları ve uzak galaksileri araştırmak için NASA tarafından fırlatılan WISE Teleskobunun görevi 2010 yılında asteroit avcılığına (NEOWISE) dönüştürülmüştür. Bu kızılötesi teleskobun en büyük avantajı, asteroitlerin yansıttığı güneş ışığı yerine doğrudan yaydıkları ısıyı (termal ışıma) tespit edebilmesidir. Bu tür gelişmiş taramalar sayesinde, Dünya için küresel tehlike oluşturabilecek 1 kilometreden büyük asteroitlerin büyük çoğunluğu tespit edilebilmiştir.
Asteroitler arasında yalnızca 4 Vesta, görece yüksek bir yansıtma kapasitesine sahip olması sayesinde karanlık gökyüzünde ve uygun konumlarda çıplak gözle görülebilmektedir. Bunun dışında Dünya'nın çok yakınından geçen bazı küçük asteroitler de nadiren ve kısa süreliğine çıplak gözle fark edilebilir. Küçük Gezegen Merkezi (MPC) veritabanında Güneş sisteminde yer alan 1,5 milyondan fazla küçük gezegene ait gözlem kaydı bulunmaktadır ve bunların 890 binden fazlası yörüngesi kesinleştirilerek numaralandırılmış cisimlerdir.
Ceres'in keşfi

1772 yılında Alman gökbilimci Johann Elert Bode, Johann Daniel Titius'un çalışmalarına dayanarak günümüzde geçerliliğini yitirmiş olan ve Titius-Bode yasası olarak bilinen sayısal bir dizi yayımladı. Mars ile Jüpiter arasındaki açıklanamayan bir boşluk hariç tutulduğunda, Bode'un formülü bilinen gezegenlerin yörüngelerini başarıyla tahmin ediyor gibi görünüyordu. Bode, bu "kayıp gezegen"in varlığına dair şu açıklamayı kaleme almıştı:
Bu son nokta, özellikle bilinen altı gezegenin Güneş'e olan uzaklıklarında sergilediği şaşırtıcı ilişkiden kaynaklanıyor gibi görünmektedir. Güneş'in Satürn'e olan uzaklığı 100 birim kabul edilirse, Merkür Güneş'ten bu birimlerden 4'ü kadar uzaktadır. Venüs 4 + 3 = 7, Dünya 4 + 6 = 10 ve Mars 4 + 12 = 16 birim uzaklıktadır. İşte bu denli düzenli bir ilerleyişin ardından bir boşluk gelir. Mars'tan sonra henüz hiçbir gezegenin görülmediği 4 + 24 = 28 birimlik bir aralık uzanır. Evrenin Yaratıcısı'nın bu alanı boş bıraktığına inanılabilir mi? Kesinlikle hayır. Buradan sonra 4 + 48 = 52 birimle Jüpiter'in uzaklığına ve nihayet 4 + 96 = 100 birimle Satürn'ün uzaklığına ulaşırız.
Bode'un formülü, Güneş'ten yaklaşık 2,8 astronomik birim (AU) ya da 420 milyon km uzaklıkta bir yörünge yarıçapına sahip başka bir gezegenin bulunacağını öngörüyordu. William Herschel'in Satürn'ün ötesindeki bir gezegen için tahmin edilen mesafeye çok yakın bir konumda Uranüs'ü keşfetmesi, Titius-Bode yasasına duyulan güveni büyük ölçüde artırdı. 1800 yılında Alman astronomi dergisi Monatliche Correspondenzin (Aylık Yazışmalar) editörü Franz Xaver von Zach, beklenen gezegen için sistematik bir arama başlatmak amacıyla 24 deneyimli gökbilimciye çağrıda bulundu. Kendisinin "gökyüzü polisi" olarak adlandırdığı bu gökbilimcilerden güçlerini birleştirmelerini ve gökyüzünü ortaklaşa taramalarını istedi. Bu ekip Ceres'i doğrudan keşfedememiş olsa da daha sonra 2 Pallas, 3 Juno ve 4 Vesta asteroitlerini bulmuşlardır.
Aramalar için seçilen gökbilimcilerden biri de Sicilya'daki Palermo Akademisinde görev yapan Katolik bir rahip olan Giuseppe Piazzi idi. Piazzi, ekibe katılması için hazırlanan davet mektubu henüz eline ulaşmadan, 1 Ocak 1801'de Ceres'i keşfetti. Piazzi o sırada "Mösyö de Lacaille'in Zodyak Yıldızları Kataloğu'nun 87. [yıldızını]" arıyor ancak bu yıldızın "önünde başka bir cismin yer aldığını" görüyordu. Piazzi sabit bir yıldız yerine, başlangıçta kuyruklu yıldız olduğunu düşündüğü hareketli ve yıldıza benzeyen bir gök cismi bulmuştu:
Işığı biraz sönüktü ve rengi Jüpiter'e benziyordu ancak genellikle sekizinci kadirden sayılan diğer birçok yıldıza da benziyordu. Bu nedenle ilk başta onun sabit bir yıldız olduğundan hiç şüphe etmedim. İkinci akşam gözlemimi tekrarladığımda konumunun önceki geceyle uyuşmadığını gördüm ve önce kendi ölçümümün doğruluğundan şüphe ettim, ardından bunun yeni bir yıldız olabileceğine dair ciddi bir kuşkuya kapıldım. Üçüncü akşam, sabit bir yıldız olmadığından emin olmamla birlikte bu şüphem kesinliğe dönüştü. Yine de duyurmadan önce, önceki günlerle aynı oranda hareket ettiğini memnuniyetle gördüğüm dördüncü akşamı bekledim.
Piazzi, hastalığı çalışmalarını kesintiye uğratana kadar Ceres'i sonuncusu 11 Şubat 1801'de olmak üzere toplam 24 kez gözlemledi. Keşfini 24 Ocak 1801'de yalnızca iki meslektaşına, Milano'daki yurttaşı Barnaba Oriani ile Berlin'deki Bode'a yazdığı mektuplarla duyurdu. Cismi bir kuyruklu yıldız olarak bildirdi ancak "hareketi çok yavaş ve oldukça düzenli olduğundan, bunun bir kuyruklu yıldızdan daha üstün bir şey olabileceği fikri aklıma birkaç kez geldi" notunu düştü. Piazzi nisan ayında gözlemlerinin tamamını Oriani, Bode ve Fransız gökbilimci Jérôme Lalande'a gönderdi. Bu bilgiler Monatliche Correspondenz dergisinin Eylül 1801 sayısında yayımlandı.
Bu süre zarfında (büyük ölçüde Dünya'nın Güneş etrafındaki hareketinden dolayı) Ceres'in görünür konumu değişmiş ve Güneş'in parıltısına çok yaklaştığı için diğer gökbilimciler Piazzi'nin gözlemlerini teyit edememişti. Yıl sonuna doğru Ceres'in yeniden görünür hale gelmesi bekleniyordu ancak aradan geçen uzun zamanın ardından kesin konumunu tahmin etmek oldukça zordu. Ceres'i yeniden bulabilmek için o sırada 24 yaşında olan matematikçi Carl Friedrich Gauss, etkili bir yörünge belirleme yöntemi geliştirdi. Gauss birkaç hafta içinde Ceres'in yörünge rotasını tahmin ederek sonuçlarını von Zach'a gönderdi. 31 Aralık 1801'de von Zach ve "gökyüzü polisi" ekibinden meslektaşı Heinrich W. M. Olbers, Ceres'i tahmin edilen konumun yakınında bularak gök cismini yeniden tespit etti. Güneş'ten 2,8 AU uzaklıkta bulunan Ceres, Titius-Bode yasasına neredeyse kusursuz bir şekilde uyuyor gibi görünüyordu. Ancak 1846'da keşfedilen Neptün'ün öngörülenden 8 AU daha yakın bir mesafede bulunması, gökbilimcilerin çoğunun bu yasanın sadece bir rastlantıdan ibaret olduğu sonucuna varmasına yol açtı. Piazzi, yeni keşfettiği bu cisme "Sicilya'nın koruyucu tanrıçası ve Bourbon Kralı Ferdinand'ın onuruna" Ceres Ferdinandea adını vermiştir.
Arama çalışmalarının devamı

Sonraki birkaç yıl içinde von Zach'ın ekibi tarafından üç asteroit daha (2 Pallas, 3 Juno ve 4 Vesta) keşfedildi ve bunların sonuncusu olan Vesta, 1807 yılında bulundu. 1845 yılına kadar ise yeni hiçbir asteroit keşfedilemedi. Amatör gökbilimci Karl Ludwig Hencke, 1830'da evinin çatısına yerleştirdiği küçük bir teleskopla yıldız konumlarını haritalandırmaya ve yeni asteroitler aramaya başladı. On beş yıl süren bu arayışın ardından, 8 Aralık 1845'te gökyüzünde Vesta'yı gözlemlerken tesadüfen sonradan 5 Astraea adı verilen asteroidi keşfetti. Bu keşif, 38 yıl aradan sonra yapılan ilk yeni asteroit keşfiydi. Asteroidi adlandırma onuru ise Johann Franz Encke'ye bırakıldı. Bu gelişmenin ardından diğer gökbilimciler de aramalara katıldı ve 1851 yılının sonuna kadar 15 asteroit bulundu. 1868'de James Craig Watson 100. asteroidi keşfettiğinde Fransız Bilimler Akademisi, bu olayı kutlamak amacıyla dönemin en başarılı üç asteroit avcısı olan Karl Theodor Robert Luther, John Russell Hind ve Hermann Goldschmidt'in portrelerini bir hatıra madalyonuna işletti.
1891 yılında Max Wolf, uzun pozlamalı fotoğraf plakalarında kısa çizgiler halinde beliren asteroitleri tespit etmek için astrofotoğrafçılık kullanımına öncülük etti. Bu teknik, önceki görsel gözlem yöntemlerine kıyasla keşif hızını çarpıcı biçimde artırdı. O tarihe kadar keşfedilen asteroit sayısı yalnızca 300'ün biraz üzerindeyken Wolf tek başına, 323 Brucia ile başlayarak 248 asteroit keşfetti. Çok daha fazla asteroidin var olduğu biliniyordu fakat çoğu gökbilimci bunlarla vakit kaybetmek istemedi. Hatta bazı gökbilimciler onları "gökyüzünün haşereleri" olarak nitelendirmiştir. Bu ifadenin Eduard Suess veya Edmund Weiss'a ait olduğu öne sürülmektedir. Bu keşiflerden bir asır sonra bile yalnızca birkaç bin asteroit tanımlanabilmiş, numaralandırılmış ve adlandırılmıştı.
İngilizce gökbilim terminolojisinde yakın tarihlerde yaşanan yeni bir gelişme, uzun süredir yaygın kullanımdan kalkmış olan minor planets kavramının yine pratik nedenlerle yeniden canlandırılmaya çalışılmasıdır. Güneş sistemi üyelerinin daha tutarlı bir sınıflamasını yapmak amacıyla atılan bu adım, gezegenler ve meteorlar dışında kalan tüm cisimleri tek bir çatı altında toplamaya dayanmaktadır. Fakat asteroitler ve Neptün ötesi cisimleri kapsayacak şekilde genişletilen bu kavram, Türkçeleştirme açısından sorun yaratmaktadır. Küçük gezegenler şeklinde Türkçeye çevrilebilecek olan minor planets tanımı, "asteroit" sözcüğünün eş anlamlısı olan "küçük gezegen" kavramı ile çakışmaktadır.
19. ve 20. yüzyıllarda keşif süreci

Geçmişte asteroitler dört aşamalı bir süreçle keşfedilirdi. İlk olarak, gökyüzünün bir bölgesi geniş alanlı bir teleskop veya astrograf ile fotoğraflanırdı. Genellikle birer saat arayla fotoğraf çiftleri çekilir, birkaç günlük bir zaman diliminde ise birden fazla çift elde edilebilirdi. İkinci olarak, aynı bölgeye ait iki film veya fotoğraf plakası bir stereoskop altında incelenirdi. Güneş çevresinde yörüngede dolanan bir gök cismi, iki film arasında hafifçe yer değiştirirdi. Stereoskop altında bu cismin görüntüsü arka plandaki sabit yıldızların önünde havada asılı duruyormuş gibi görünürdü. Üçüncü olarak, hareket eden bir cisim tespit edildiğinde konumu sayısallaştırıcı bir mikroskopla hassas biçimde ölçülürdü. Bu konum, bilinen yıldız konumlarına göre belirlenirdi.
Bu ilk üç adım, tek başına kesin bir asteroit keşfi için yeterli sayılmaz. Gözlemci yalnızca geçici bir beliriş (tekil gözlem) yakalamıştır ve bu cisme bir geçici belirtme verilir. Bu belirtme; keşif yılı, keşfin yapıldığı yarım ayı simgeleyen bir harf ve o yarım ay içindeki keşif sırasını gösteren alfanümerik bir koddan oluşur (örneğin 1998 FJ74). Son aşamada ise gözlemlerin konumu ve zamanı Küçük Gezegen Merkezine (MPC) gönderilir. Merkezdeki bilgisayar programları, bu yeni gözlemin geçmişteki diğer gözlemlerle birleşerek tek bir yörünge oluşturup oluşturmadığını belirler. Yörünge doğrulandığı takdirde cisme kalıcı bir katalog numarası atanır. Yörüngesi hesaplanan cisim için ilk gözlemi yapan kişi resmi kaşif ilan edilir ve Uluslararası Astronomi Birliğinin (IAU) onayına tabi olmak üzere cisme isim verme onuruna sahip olur.
Adlandırma

1851 yılına gelindiğinde Royal Astronomical Society, asteroitlerin çok hızlı bir şekilde keşfedildiğini fark ederek bunları sınıflandırmak veya adlandırmak için farklı bir sisteme ihtiyaç duyulduğuna karar verdi. 1852'de de Gasparis yirminci asteroidi keşfettiğinde Benjamin Valz, bu cisme bir adın yanı sıra asteroit keşifleri arasındaki sırasını belirten bir numara vererek onu 20 Massalia olarak adlandırdı. Kimi zaman keşfedilen asteroitler daha sonra tekrar gözlenemiyordu. Bu nedenle 1892'den itibaren yeni asteroitler, keşif yılı ve o yıl içinde yörüngesinin hesaplanıp kaydedilme sırasını gösteren bir büyük harfle listelenmeye başlandı. Örneğin 1892'de keşfedilen ilk iki asteroit 1892A ve 1892B olarak kodlandı. Ancak 1893'te keşfedilen tüm asteroitler için alfabedeki harfler yetersiz kalınca 1893Z'nin ardından 1893AA kodu kullanıldı. 1914 yılında, yılın yanına bir Yunan harfi eklenmesi de dahil olmak üzere bu yöntemlerin çeşitli varyasyonları denenmiştir. 1925 yılında ise kronolojik ve basit bir numaralandırma sistemi oluşturuldu.
Günümüzde yeni keşfedilen tüm asteroitlere, keşif yılı ile keşfin yapıldığı yarım ayı ve o yarım ay içindeki keşif sırasını belirten alfanümerik bir koddan oluşan bir geçici belirtme (örneğin 2002 AT4) verilmektedir. Bir asteroidin yörüngesi doğrulandıktan sonra kendisine kalıcı bir numara atanır ve daha sonrasında bir isim de verilebilir (örneğin 433 Eros). Resmi adlandırma kuralı numaranın parantez içine alınmasını öngörür [örneğin (433) Eros] ancak parantezlerin kullanılmaması da oldukça yaygındır. Resmi olmayan kullanımlarda ise numaranın tamamen bırakılması ya da metin içinde isim tekrarlandığında ilk kullanımdan sonra numaranın kaldırılması yaygındır. Ayrıca isimler, Uluslararası Astronomi Birliği tarafından belirlenen kurallar çerçevesinde asteroidi keşfeden kişi tarafından önerilebilir.
Semboller
Keşfedilen ilk asteroitlere, geleneksel olarak gezegenleri belirtmek için kullanılanlara benzer simgesel semboller verilmiştir. 1852 yılına gelindiğinde genellikle birden fazla varyasyonu bulunan yaklaşık iki düzine asteroit sembolü ortaya çıkmıştı.
1851'de on beşinci asteroit olan Eunomia keşfedildikten sonra Johann Franz Encke, Berliner Astronomisches Jahrbuchun (BAJ, Berlin Astronomi Yıllığı) 1854 baskısında köklü bir değişiklik yaptı. Geleneksel olarak yıldızları simgeleyen diski (çember) asteroitler için genel bir sembol olarak tanıttı. Belirli bir asteroidi göstermek için bu çemberin içine keşif sırasına göre numara verildi. Numaralandırılmış çember kuralı gökbilimciler tarafından hızla benimsendi ve bir sonraki keşif olan 16 Psyche (1852), keşfedildiği sırada bu şekilde belirtilen ilk asteroit oldu. Yine de Psyche'ye ve sonraki birkaç yıl içinde keşfedilen diğer bazı asteroitlere de simgesel semboller verildi. 20 Massalia, simgesel bir sembol verilmeyen ilk asteroit oldu ve 1855'te 37 Fides'in keşfinden sonra artık hiçbir yeni simgesel sembol oluşturulmadı.
| Asteroit | Sembol | Asteroit | Sembol | Asteroit | Sembol | Asteroit | Sembol |
|---|---|---|---|---|---|---|---|
| Ceres | ⚳ |
2 Pallas | ⚴ |
3 Juno | ⚵ |
4 Vesta | ⚶ |
| 5 Astraea | 6 Hebe | 7 Iris | 8 Flora | ||||
| 9 Metis | 10 Hygiea | 11 Parthenope | 12 Victoria | ||||
| 13 Egeria | 14 Irene | 15 Eunomia | 16 Psyche | ||||
| 17 Thetis | 18 Melpomene | 19 Fortuna | 26 Proserpina | ||||
| 28 Bellona | 29 Amphitrite | 35 Leukothea | 37 Fides |
Özellikler
Boyut dağılımı
Asteroitlerin boyutları, en büyüğü yaklaşık 1000 km'den sadece 1 metre çapındaki kayalara kadar büyük ölçüde değişkenlik gösterir. En büyük üçü, kabaca küreseldirler ve minyatür gezegenlere çok benzerler. Ancak büyük çoğunluğu çok daha küçük ve düzensiz şekillidir. Parçalanmış gezegen artıkları ya da daha büyük cisimlerin parçaları oldukları düşünülmektedir.
En büyük asteroitler
Asteroit kuşağının en büyük gökcismi, ilk bulunan asteroit olan, aynı zamanda bir cüce gezegen olarak da sınıflandırılan Ceres'tir. 952 kilometrelik çapıyla Ceres, tek başına tüm asteroit kuşağının kütlece üçte birini oluşturur. İkinci ve üçüncü büyük asteroitler olan Pallas ve Vesta'nın da çapları 500 kilometreyi geçer. Asteroit kuşağının dördüncü en büyük gökcismi olan 10 Hygiea ise ilk asteroidin keşfinden 48 yıl sonra, 1849'da keşfedilmiştir. Bu gökcisimlerinin hiçbirinin kütlesi bir atmosferi tutabilecek boyutlara ulaşamaz; birçoğu birkaç kilometrelik, hatta birkaç yüz metrelik kütlelerdir ve en büyük birkaçı hariç küre şeklini alacak kadar kütle çekimleri yoktur.
Kümeler ve boşluklar
Asteroit kuşağındaki gökcisimleri kümelenme eğilimi gösterir ve bazı bölgelerde bulunmazlar. Jüpiter'in dolanım süresinin belirli bir oranı kadar sürelerde dolanımını tamamlayacak uzaklıkta yer alan (özellikle 1:2, 1:3, 1:5 oranlarında) bir asteroidin yörüngesi, Jüpiter'in genel çekimi nedeniyle kararsızlaşır. Bu kuşaktaki boşluklara Kirkwood Boşlukları adı verilir. Bazı asteroitlerin yörüngesi çok eğik (Pallas'ın eğikliği 34ºtür), bazılarınınkiyse eş merkezlidir; ama şimdiye kadar, geri dönme hareketi yapan bir asteroide rastlanmamıştır.
Olağandışı yörüngeler

En ilgi çekici asteroitler, ana kümeden ayrılanlardır. Bazı asteroitler Dünya'ya çok yaklaşırlar: Biçimi düzensiz, en uzun çapı yaklaşık 24,8 km olan Eros, 1931 ve 1975 yıllarında Dünya'ya 24 milyon kilometre uzaklıktan geçmiştir; çapı 1,6 km olan Hermes, 1937'de Dünya'ya 776.000 km'ye kadar yaklaşmıştır. Dünya'ya 6,4 milyon kilometreye kadar yaklaşabilen Icarus, Güneş'e Merkür'den daha çok yaklaşır. Yörüngesi çok basık olan Hidalgo, günöte noktasında Satürn'ün yörüngesinin yakınlarından geçer.
Truva asteroitleri
Truva asteroitleri ilk olarak Jüpiter'in yörüngesinde tespit edilmiştir. Bu asteroitler Jüpiter'le aynı yörüngeyi izler; ama Jüpiter'le aynı hızda ve ondan 60º açısal uzaklıktaki Lagrange noktaları arasında kendine özgü yörüngelerde dolanması nedeniyle bir çarpışma söz konusu değildir. Daha sonraları Venüs, Dünya, Mars, Uranüs ve Neptün'ün, hatta kimi büyük asteroitler Ceres ve Vesta'nın bile geçici de olsa, bu biçimde Truvalı asteroitleri bulunduğu tespit edilmiştir.
Asteroit çeşitleri
Asteroitler, kendilerini oluşturan elementlere göre sınıflandırılabilir:
- Karbonlu asteroitler (C-tipi)
Bilinen tüm asteroitlerin yaklaşık %75'i karbondur. Bu karbon zengini asteroitlerin yüzeyleri çok koyu renklidir ve üzerlerine düşen ışığın sadece %3 ilâ 10'unu yansıtırlar. Karbonlu asteroitler Asteroit Kuşağı'nın dış bölgelerinde bulunur.
- Gri silikatlı asteroitler (S-tipi)
Bu kayaç yapıdaki gökcisimleri büyük oranda demir ve magnezyum silikat, yani Dünya'nın mantosunu oluşturan maddeleri içerir. Üzerlerine düşen ışığın %10 ilâ 12'sini yansıtan S-tipi asteroitler, Asteroit Kuşağı'nın yaklaşık %17'sini oluşturur. 2000 yılında NEAR Shoemaker uzay aracının ziyaret edip yörüngesinde döndüğü Eros S-tipi bir asteroittir.
- Metalli asteroitler (M-tipi)
Demir ve nikel karışımından oluşan bu gökcisimleri içerdikleri elementler bakımından Dünya'nın çekirdeğine benzer. Geçmişte eriyerek iyice birbirine karışan bu malzemeler zamanla soğumuştur. ABD, Arizona'da bulunan 1,2 km çapındaki Barringer Krateri, 50.000 yıl önce, 50 metre genişliğinde M-tipi bir asteroidin saatte yaklaşık 50.000 km hızla Dünya'ya çarpmasıyla şekillenmiştir.
Asteroitlerin evrimi
Asteroitler, yeterli büyüklüğe ulaştıklarında içlerindeki ışınetkin elementlerin bozunmasıyla ortaya çıkan ısı, bu gökcisimlerini eritebilir. Bunun sonucunda asteroidin içindeki maddeler kütle çekimiyle birbirinden ayrılır ve demir gibi ağır elementler çökerek bir çekirdek oluştururken kayaç yapıdaki hafif mineraller yukarıda kalarak mantoyu oluşturur. Ancak evrim bu noktada bitmez ve başka asteroitlerin gökcismine çarpmasıyla devam eder. Küçük çarpmalar yeni asteroitler doğuracak minik parçalar koparır. Büyük çarpmalarsa bir asteroidi tümden paramparça edebilir. Bununla birlikte, parçalar kütle çekimiyle tekrar bir araya gelerek gevşek moloz kütleleri oluşturabilir.
Notlar
- ^ Ceres en büyük asteroittir ve günümüzde bir cüce gezegen olarak sınıflandırılmaktadır. Diğer tüm asteroitler ise kuyruklu yıldızlar, centaurlar ve daha küçük Neptün ötesi cisimlerle birlikte artık küçük Güneş Sistemi cisimleri olarak sınıflandırılmaktadır.
- ^ Clifford Cunningham sözlü bir sunumunda, bu kelimenin Herschel'in bir arkadaşının oğlu olan Charles Burney Jr. tarafından türetildiğine dair bulgusunu sunmuştur.
- ^ Örneğin Annual of Scientific Discovery dergisinde şöyle denmektedir: "Profesör J. Watson'a, bir yıl içinde sekiz yeni asteroit keşfetmesi sebebiyle Paris Bilimler Akademisi tarafından Lalande Vakfı astronomi ödülü verildi. Marsilya Gözlemevinde M. Borelly tarafından keşfedilen Lydia (No. 110) gezegeni [...] M. Borelly daha önce Mars ve Jüpiter arasında dolanan asteroitler sisteminde 91 ve 99 numaralarını taşıyan iki gezegen keşfetmişti."
Universal English Dictionary (John Craig, 1869), 64 Angelina'ya kadar olan asteroitleri (ve telaffuzlarını) "yakın zamanda keşfedilmiş gezegenlerden biri" tanımıyla listelemektedir. Bu dönemde isimlerin yazılışlarını İngilizceye uyarlamak yaygındı. Örneğin 47 Aglaja yerine "Aglaia" ve 36 Atalante yerine "Atalanta" kullanılıyordu. - ^ Örneğin ortak bir NASA-JPL halkı bilgilendirme web sitesinde şöyle belirtilmektedir:
Asteroit yerine 'küçük gezegen' olarak adlandırılmaları daha doğru olabilecek olsa da bu sitede kullanılan 'asteroit' tanımımıza Truvalıları (Jüpiter'in 4. ve 5. Lagrange noktalarında yakalanan cisimler), Centaurları (Jüpiter ile Neptün arasındaki yörüngede bulunan cisimler) ve Neptün ötesi cisimleri (Neptün'ün ötesinde dolananlar) dahil ediyoruz.
- ^ Plüton, 99942 Apophis ve astroloji topluluğunda 2060 Chiron gibi bazı dış cisimler hariç.
Kaynakça
- ^ S. Clifford, J. Cunningham: Discovery of the origin of the word asteroid and the related terms asteroidal, planetoid, planetkin, planetule, and cometoid. In: Studia Etymologica Cracoviensia. Cilt 20, 2015, S. 47-62.
- ^ a b Wald, Chelsea. "Comet Dust Seems More Asteroidy". Scientific American (Podcast). 20 Haziran 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Kasım 2025.
- ^ a b Shiga, David (24 Ocak 2008). "Comet samples are surprisingly asteroid-like". New Scientist (İngilizce). 8 Kasım 2025 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Kasım 2025.
- ^ Thomas H. Burbine: Asteroids – Astronomical and Geological Bodies. Cambridge University Press, Cambridge 2016, ISBN 978-1-107-09684-4, S. xiii, Preface
- ^ NASA/JPL/SSD: Solar System Objects 16 Mayıs 2020 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
- ^ "MPC Archive Statistics". minorplanetcenter.net. 30 Ocak 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 7 Haziran 2021.
- ^ a b "Latest Published Data". Minor Planet Center. Erişim tarihi: 7 Eylül 2026. Arşivlenmesi gereken bağlantıya sahip kaynak şablonu içeren maddeler (link)
- ^ "Asteroids". NASA Solar System Exploration. 21 Kasım 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 29 Mart 2022.
- ^ DeMeo, Francesca E.; Carry, Benoît (Eylül 2013). "The taxonomic distribution of asteroids from multi-filter all-sky photometric surveys". Icarus. 226 (1): 723–741. arXiv:1307.2424
. Bibcode:2013Icar..226..723D. doi:10.1016/j.icarus.2013.06.027.
- ^ "Asteroids (from the NEAR press kit)". nssdc.gsfc.nasa.gov. 19 Aralık 1996 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 29 Mart 2022.
- ^ Jones, Andrew (18 Mayıs 2022). "China to launch Tianwen 2 asteroid-sampling mission in 2025". Space.com. Erişim tarihi: 29 Eylül 2022. Arşivlenmesi gereken bağlantıya sahip kaynak şablonu içeren maddeler (link)
- ^ Gibney, Elizabeth (30 Nisan 2019). "China plans mission to Earth's pet asteroid"
. Nature. doi:10.1038/d41586-019-01390-5. PMID 323461504 Haziran 2019.
- ^ "Resolution B5 Definition of a Planet in the Solar System" (PDF). The Minor Planet Center. 9 Ekim 2022 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 30 Nisan 2022. All other objects (These currently include most of the Solar System asteroids, most Trans-Neptunian Objects (TNOs), comets, and other small bodies.), except satellites, orbiting the Sun shall be referred to collectively as "Small Solar System Bodies".
- ^ "Pluto". Questions and Answers on Planets. International Astrophysical Union. 18 Nisan 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi.
- ^ HADII Abstracts. HAD Meeting with DPS. Denver, CO. Ekim 2013. 1 Eylül 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 14 Ekim 2013.
- ^ Nolin, Robert (8 Ekim 2013). "Local expert reveals who really coined the word 'asteroid'". Sun-Sentinel. Erişim tarihi: 10 Ekim 2013.
- ^ Wall, Mike (10 Ocak 2011). "Who really invented the word 'Asteroid' for space rocks?". Space.com. Erişim tarihi: 10 Ekim 2013. Arşivlenmesi gereken bağlantıya sahip kaynak şablonu içeren maddeler (link)
- ^ Annual of Scientific Discovery. 1871. s. 316 – Google Books vasıtasıyla.
- ^ Bottke, William F.; Cellino, Alberto; Paolicchi, Paolo; Binzel, Richard P., (Ed.) (2002). Asteroids III. Tucson: University of Arizona Press. s. 670. ISBN 978-0-8165-4651-0. Erişim tarihi: 30 Mart 2022. Since no formal definitions of comets and asteroids exist...
- ^ Harris, Alan W. (2011). "Asteroid". Encyclopedia of Astrobiology. ss. 102–112. doi:10.1007/978-3-642-11274-4_116. ISBN 978-3-642-11271-3.
- ^ Weissman, Paul R.; Bottke, William F. Jr.; Levinson, Harold F. (2002). "Evolution of Comets into Asteroids" (PDF). Southwest Research Institute. 9 Ekim 2022 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Ağustos 2010.
- ^ "Asteroids". Jet İtki Laboratuvarı. 14 Haziran 2006 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Aralık 2021.
- ^ a b "Are Kuiper Belt objects asteroids?". Ask an astronomer. Cornell University. 3 Ocak 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi.
- ^ Short, Nicholas M. Sr. "Asteroids and Comets". NASA. 25 Eylül 2008 tarihinde kaynağından arşivlendi.
- ^ "Pluto and the Developing Landscape of Our Solar System". Uluslararası Astronomi Birliği. Erişim tarihi: 13 Nisan 2022. Arşivlenmesi gereken bağlantıya sahip kaynak şablonu içeren maddeler (link)
- ^ "Exploration: Ceres". NASA Science: Solar System Exploration. 26 Haziran 2019. Erişim tarihi: 12 Nisan 2022. Arşivlenmesi gereken bağlantıya sahip kaynak şablonu içeren maddeler (link)
- ^ "72nd Annual Meteoritical Society Meeting (2009); PLANET, ASTEROID, PLANETOID: DEFINITIONS" (PDF). Erişim tarihi: 23 Aralık 2025. Arşivlenmesi gereken bağlantıya sahip kaynak şablonu içeren maddeler (link)
- ^ a b Cunningham, Clifford J. (2001). The First Asteroid: Ceres 1801–2001. Star Lab Press. ISBN 978-0-9708162-1-4.
- ^ Nugent, Carrie (Şubat 2016). "Adventures of an asteroid hunter". ted.com. 25 Ocak 2025 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Aralık 2024.
- ^ Britt, Robert Roy (4 Şubat 2005). "Closest flyby of large asteroid to be naked-eye visible". SPACE.com. 6 Şubat 2005 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Nisan 2022.
- ^ a b c d e f Hoskin, Michael (26 Haziran 1992). "Bode's Law and the Discovery of Ceres". Observatorio Astronomico di Palermo "Giuseppe S. Vaiana". 16 Kasım 2007 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Temmuz 2007.
- ^ a b c d e f Hogg, Helen Sawyer (1948). "Out of Old Books: The Discovery of the Asteroids (Continued)". Journal of the Royal Astronomical Society of Canada. 42: 241. Bibcode:1948JRASC..42..241H.
- ^ a b Foderà Serio, G.; Manara, A.; Sicoli, P. (2002). "Giuseppe Piazzi and the Discovery of Ceres" (PDF). W. F. Bottke Jr.; A. Cellino; P. Paolicchi; R. P. Binzel (Ed.). Asteroids III. Tucson: University of Arizona Press. ss. 17–24. Bibcode:2002aste.book...17F. ISBN 978-0-8165-4651-0. 9 Ekim 2022 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi.
- ^ Landau, Elizabeth (26 Ocak 2016). "Ceres: Keeping Well-Guarded Secrets for 215 Years". NASA. 24 Mayıs 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Ocak 2016.
- ^ a b c d Forbes, Eric G. (1971). "Gauss and the Discovery of Ceres". Journal for the History of Astronomy. 2 (3): 195–199. Bibcode:1971JHA.....2..195F. doi:10.1177/002182867100200305. 18 Temmuz 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi18 Temmuz 2021.
- ^ Nieto, Michael Martin (1972). The Titius-Bode Law of Planetary Distances: Its History and Theory. Pergamon Press. ISBN 978-1-4831-5936-2. 29 Eylül 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Eylül 2021.
- ^ a b c d e "Dawn Community - Flashbacks". jpl.nasa.gov. NASA/JPL. 21 Mayıs 2009. 21 Mayıs 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 7 Eylül 2026.
- ^ a b Bruhns, Christian (1880). "Hencke, Karl Ludwig". von Liliencron, Rochus (Ed.). Allgemeine Deutsche Biographie (Almanca). 11. Leipzig: Duncker & Humblot. ss. 726–727.
- ^ "Dawn Classrooms – Biographies: Max Wolf". dawn.jpl.nasa.gov. JPL NASA. 18 Haziran 2009. 18 Haziran 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Nisan 2022.
- ^ Friedman, Lou (19 Şubat 2013). "Vermin of the Sky". The Planetary Society. Erişim tarihi: 8 Nisan 2022. Arşivlenmesi gereken bağlantıya sahip kaynak şablonu içeren maddeler (link)
- ^ Hale, George E. (1916). "Some Reflections on the Progress of Astrophysics". Popular Astronomy. Cilt 24. ss. 550–558 [555]. Bibcode:1916PA.....24..550H.
- ^ Seares, Frederick H. (1930). "Address of the Retiring President of the Society in Awarding the Bruce Medal to Professor Max Wolf". Publications of the Astronomical Society of the Pacific. 42 (245): 5–22 [10]. Bibcode:1930PASP...42....5S. doi:10.1086/123986.
- ^ Chapman, Mary G. (17 Mayıs 1992). "Carolyn Shoemaker, planetary astronomer and most successful 'comet hunter' to date". USGS Astrogeology. 2 Mart 2008 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Nisan 2008.
- ^ "ESA Science & Technology – Asteroid numbers and names". sci.esa.int. ESA. Erişim tarihi: 13 Nisan 2022. Arşivlenmesi gereken bağlantıya sahip kaynak şablonu içeren maddeler (link)
- ^ "New- And Old-Style Minor Planet Designations". cfa.harvard.edu. Harvard. 22 Ağustos 2009. 22 Ağustos 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Nisan 2022.
- ^ "The Naming of Asteroids". OpenLearn. The Open University. Erişim tarihi: 14 Ağustos 2016. Arşivlenmesi gereken bağlantıya sahip kaynak şablonu içeren maddeler (link)
- ^ "Asteroid naming guidelines". The Planetary Society. Erişim tarihi: 14 Ağustos 2016. Arşivlenmesi gereken bağlantıya sahip kaynak şablonu içeren maddeler (link)
- ^ Gould, B. A. (1852). "On the symbolic notation of the asteroids". Astronomical Journal. 2 (34): 80. Bibcode:1852AJ......2...80G. doi:10.1086/100212.
- ^ Hilton, James L. (17 Eylül 2001). "When did the asteroids become minor planets?". U.S. Naval Observatory. 25 Ağustos 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Nisan 2022.
- ^ Schmidt, B.; Russell, C.T.; Bauer, J.M.; Li, J.; McFadden, L.A.; Mutchler, M.; Parker, J.W.; Rivkin, A.S.; Stern, S.A.; Thomas, P.C. (2007). "Hubble Space Telescope Observations of 2 Pallas". Bulletin of the American Astronomical Society. Cilt 39. s. 485. Bibcode:2007DPS....39.3519S.
- ^ Christou, Apostolos A.; Wiegert, Paul (Ocak 2012). "A population of Main Belt Asteroids co-orbiting with Ceres and Vesta". Icarus (İngilizce). 217 (1): 27-42. doi:10.1016/j.icarus.2011.10.016. 25 Aralık 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi15 Mart 2023.
- ^ <https://www.kozmikanafor.com/asteroid-madenciligi-gelecegin-altina-hucumu/#:~:text=C%2Dtipi%20asteroidler%2C%20en%20bol,kullan%C4%B1labilecek%20temel%20bile%C5%9Fenleri%20de%20bar%C4%B1nd%C4%B1r%C4%B1rlar 21 Nisan 2021 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi..>
- ^ Aderin-Pocock, Maggie. Gezegenler - Etkileyici Görsellerle Güneş Sistemi. 1. baskı. Ankara: TÜBİTAK Yayınları, 2018. s. 138-139 Türkçe çevirisi: <https://www.goodreads.com/book/show/51140834-gezegenler-etkileyici-g-rsellerle-g-ne-sistemimiz 12 Haziran 2022 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.> Orijinal hali:<https://books.google.com.tr/books?id=IMkSBAAAQBAJ&pg=PA5&dq=The+Planets:+The+Definitive+Visual+Guide+to+Our+Solar+System+Heather+Couper&hl=tr&sa=X&ved=2ahUKEwjToYTtz6r4AhWgSvEDHb5yAC0Q6AF6BAgHEAM>
- ^ Aderin-Pocock, Maggie. Gezegenler - Etkileyici Görsellerle Güneş Sistemi. 1. baskı. Ankara: TÜBİTAK Yayınları, 2018. s. 139. Türkçe çevirisi: <https://www.goodreads.com/book/show/51140834-gezegenler-etkileyici-g-rsellerle-g-ne-sistemimiz 12 Haziran 2022 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.> Orijinal hali:<https://books.google.com.tr/books?id=IMkSBAAAQBAJ&pg=PA5&dq=The+Planets:+The+Definitive+Visual+Guide+to+Our+Solar+System+Heather+Couper&hl=tr&sa=X&ved=2ahUKEwjToYTtz6r4AhWgSvEDHb5yAC0Q6AF6BAgHEAM>
Kategori
- Dawn görevi
- Ceres Polar Lander (önerilen)
- Calathus Görevi (önerilen)
Her ok (→) "içinde" veya "parçası" olarak okunabilir.
- DESTINY+ (birden fazla uçuş, 2028)
- Tianwen-2 (birden fazla uçuş ve örnek getirme, 2025)
- MBR Explorer (birden fazla uçuş ve yörünge aracı, 2028)
- Comet Interceptor (uçuş, 2029)
- ASTER (yörünge, 2021)
- Athena (Pallas uçuşu, 2022)
- Jupiter Icy Moons Explorer (uçuş, 2023)
- Interstellar Express (uçuşlar, 2024)
- Centaurus (birden fazla uçuş, 2026–2029)
- Chimera (yörünge, 2025)
- CORSAIR (örnek getirme)
- HAMMER (nükleer çarpma konsepti)
- Lunar Polar Hydrogen Mapper
- MANTIS (birden fazla uçuş)
- OKEANOS (birden fazla uçuş ve örnek getirme, 2026)
- Yıldızlararası sonda (uçuş, 2030–2042)
geliştirilmeyen
- Sondalar fırlatılış sırasına göre listelenmiştir. † işareti başarısız görevleri gösterir.