Karamanoğulları Devleti
Karamanlı Devleti
سلطنت روم
Salṭanat-ı Rūm (Farsça)
1255-1487
Karamanoğulları Devleti Karamanlı Devleti bayrağı
y. 1385 yılında yazılmış olan Libro del conocimiento adlı seyahatnâmede kaydedilen Karamanoğulları Devleti bayrağı.
Bursa Kuşatması esnasında en geniş etki alanına ulaşmış olan Karamanlı Devleti (1413)
Bursa Kuşatması esnasında en geniş etki alanına ulaşmış olan Karamanlı Devleti (1413)
Tür
BaşkentErmenek
Karaman
Konya
(1307-1468)
Mut
(1352-1356)
Ereğli
Silifke
(1474-1487)
Yaygın dil(ler)
Resmî din
Sünni İslam
HükûmetIrsî monarşi
Sultan 
• 1255-1263
Karaman Bey (ilk)
• 1483-1487
II. Mahmud (son)
Tarihî dönemGeç Orta Çağ
• Kuruluşu
1255
• Dağılışı
1487
Yüzölçümü
146.000 km2
Para birimiAkçe, Eşrefi, Mangır, Sikke, Dirhem
Öncüller
Ardıllar
Anadolu Selçuklu Devleti
Eşrefoğulları Beyliği
Eretna Devleti
Kilikya Ermeni Krallığı
Osmanlı İmparatorluğu
Günümüzdeki durumu
 Türkiye

Karamanoğulları Devleti, Karamanoğulları Beyliği veya Karamanlılar (Farsçaامارت قرمان, romanizeİmāret-i Karaman veya Farsçaسلطنت روم, romanizeSalṭanat-ı Rūm), Anadolu Selçuklu Devleti'nin yıkılış sürecinde Güney Anadolu'da kurulan Anadolu Türk beyliklerinin en güçlüsü ve en uzun ömürlülerinden biridir. Oğuzların; Afşar veya Salur boyundan Karamanlı aşiretine mensup Türkmenler tarafından, Nureddin Bey önderliğinde temelleri atılan ve Kerimüddin Karaman Bey tarafından resmen kurulan devlet, yaklaşık olarak 1255-1487 yılları arasında varlığını sürdürdü.

İlk olarak Ermenek bölgesi merkezli kurulan beylik statüsündeki devlet, Selçuklu otoritesinin çöküşü ve Moğol İlhanlı baskısının azalmasıyla birlikte Konya ve Larende merkezli büyük bir egemenlik alanı kurdu. İç Anadolu'yu Akdeniz'e bağlayan stratejik ticaret yollarını, Alanya ve Anamur gibi önemli liman bölgelerini kontrol ederek Kıbrıs Krallığı ve Venedik ile doğrudan ticari ilişkiler geliştirdi. Siyasi ve ekonomik olarak güçlenmesinin ardından Anadolu Selçuklu Devleti'nin meşru varisi olduğunu savundu. Şemseddin I. Mehmed Bey döneminde alınan kararla Türkçe devletin resmî dili haline geldi. Moğol baskısına ve Selçuklu sarayındaki Farsça etkisine karşı kültürel bir tepki niteliği taşıyan bu adım, Türk yazı dilinin Anadolu'daki idari ve edebi gelişimini doğrudan etkiledi.

Karamanoğulları, Anadolu'daki Türk siyasi birliğini sağlamak konusunda Osmanlı Devleti'nin en büyük askeri ve siyasi rakibi oldu. Devlet, Memlûk Sultanlığı ve çeşitli Avrupalı devletlerle diplomatik ittifaklar kurarak nüfuzunu korumaya çalıştı. Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezid'in 1398 yılındaki Akçay Muharebesi sonrasında Karamanlı sultanı I. Alâeddin'i mağlup etmesiyle devlet toprakları 1399-1402 yılları arasında tamamen Osmanlı kontrolüne girdi. 1402 yılındaki Ankara Muharebesi'nin ardından Timur tarafından devletin toprakları yeniden Karamanoğulları Hanedanı'na iade edildi. Karamanoğulları, kardeşlerin taht kavgalarıyla ülkeyi taksim etmelerinden ve Fatih Sultan Mehmed'in döneminde gerçekleştirilen seferlerle siyasi gücünü ve topraklarının büyük kısmını kaybetti. Devletin siyasi varlığı, 1487 yılında II. Bayezid tarafından topraklarının tamamen Osmanlı İmparatorluğu'na ilhak edilmesiyle kesin olarak son buldu.

Devletin askeri teşkilatı, büyük oranda Türkmen ve bazen Moğol aşiretlerinin süvari birliklerine dayanmaktaydı. Siyasi faaliyetlerinin yanı sıra imar çalışmalarına da yer veren Karamanoğulları; Karaman, Konya, Niğde ve Ermenek gibi merkezlerde mimari eserler inşa ettiler. Hatuniye Medresesi, Aktekke Camii ve Zinciriye Medresesi gibi yapılar, Selçuklu mimari geleneğinin devamı niteliğindeki Karamanlı dönemi mimarisinin örnekleridir. Beylik dönemi boyunca bu merkezlerde edebi faaliyetler yürütüldü ve tasavvuf kültürü varlığını sürdürdü.

Tarihçe

Köken

Devleti yöneten Karamanoğulları Hanedanı'nın soyu, Karamanlı aşiretine dayanır. Karamanlı aşireti, 12. yüzyılda Aral gölünün doğusunda, Mâverâünnehir bölgesinde yaşayan bir Oğuz aşiretiyken Moğol istilaları sonucu göç edip Azerbaycan'a gitti. Aşiretin Oğuzlardan; Afşar veya Salur boyuna mensup olduğu düşünülür. Ayrıca aşiretin soyunun, Ebulgazi Bahadır Han'ında Şecere-i Terâkime adlı kitabında da bahsettiği "Karaman" isimli, Mangışlak yarımadasının içerisinde, Selçuklu İmparatorluğu'nun kurulduğu sıralarda yaşam süren bir Türkmen beyinden geldiği söylenir.

Karamanlıların Anadolu'ya göçü

Karamanlı tarihçisi Şikârî’ye göre muhtemelen Azerbaycan ve Arrân’da oturmakta olan Karamanlı aşireti, Moğol istilâsının buraya da sıçraması üzerine reisleri Hoca Saadeddin Bey ile Sivas yöresine gelmişler, Baba İshak’ın isyanına katıldıktan sonra Ermenek-Mut yöresine yerleşmişlerdir. Bu yöre ile Silifke, Gülnar ve Anamur bölgesi, I. Alâeddin Keykubad zamanında Kamerüddin adında bir Bey tarafından 1225 yılında ele geçirilmişti. Karamanlı aşireti bu yöreye ilk geldiğinde önce Hoca Saadeddin'in reisliğindeydi sonra ise onun oğlu Nureddin Bey'in önderliğine girmiştir. Fakat Nureddin Bey, dünyevi işleri sevmediğinden aşiretin yönetimini en büyük oğlu Karaman'a bırakmış ardından Baba İlyas'ın müridi olup inzivaya çekilmiştir.

Kuruluş ve Karaman Bey dönemi

Nureddin Bey'den, Bedreddin Mahmud Bey'in ölümüne kadar Karamanoğulları toprakları (1221-1308)

Selçuklular’ın Moğollar karşısında Sultanhanı Savaşı'nda ikinci defa mağlûp olması üzerine ülke II. İzzeddin Keykâvus ile IV. Kılıç Arslan arasında bölünmüş ve bu iki kardeşin taht kavgalarına da girişmesiyle, sınır bölgelerinde yaşayan Türkmenler’e kayda değer ölçüde serbestlik ve önem kazandırmış, devlete adını veren Karaman Bey de bu durumdan yararlanarak siyasî sahnede görünmüş ve yaklaşık 1255 yılı civarında özerk anlamda aşiretinin bulunduğu Ermenek-Mut havzasında hüküm sürmeye başlamıştır. 1261 yılında ise IV. Kılıç Arslan tahta geçince Karaman Bey'e isyan etmemesi ve devletin sınırlarını Ermenilere karşı daha iyi bir şekilde savunacağını düşünüp daha fazla serbestiyet tanınmıştır. Fakat İbn Bibî'nin dediğine göre Karaman Bey, tüm bunlara rağmen onlar yol keserek soygunculuğa başlamış, Sultan IV. Kılıç Arslan ise kızsa da Karaman'ın daha fazla isyan çıkarmasından korktuğu için birşey yapamıyordu. Etrafındaki boylar ile birlikte sultan ilân edilen Karaman, Gülnar ve Silifke yöresindeki Ermeni Krallığına yönelik akınlar düzenlemiş, birçok kaleyi kuşatmaya almış ve bu faaliyetlerinden çoğunlukla başarıyla ayrılıyordu. Karaman Bey, Mut Muharebesinde Kilikyalı Ermenileri yenip bölgede hakimiyetini pekiştirerek onlardan 100 bin kadar filori sikke ve 1000 parça kumaş vergi almıştır. Şikarî'nin yazdığına göre; Karaman Bey, Antalya'yı fethetmiş ve kalenin anahtarlarını Selçuklu başkenti Konya'ya gönderse de, onun kuvvetlenmesini hoş görmeyen Selçuklu Sultanının emriyle gizlice zehirletilerek öldürülmüştür. Rivayete göre ise Karaman Bey, Kilikya Ermeni Krallığı ile yapılan bir savaş sonucu şehit olmuştur.

Şemseddin Mehmed Bey

Karaman Bey'in öldüğünü duyan IV. Kılıç Arslan, onun kardeşi Bunsuz'u ve diğer Karamanlı aşireti üyelerini Konya yakınlarındaki Gevele Kalesine hapsetmiştir. Fakat IV. Kılıç Arslan'da çok yaşamayıp, Moğollar tarafından öldürülmüş ve vezir Muineddin Süleyman Pervane, tahta eski sultanın 3 yaşındaki oğlu III. Gıyâseddin Keyhüsrev'i çıkararak devlete fiilen tamamen hakim olmuştur. Bu sırada Ali Bey dışında hapsedilen Karamanlı aşireti serbest bırakıldı. Ali Bey rehine olarak Kayseri’de ikamete mecbur edildi. Bunsuz ise büyük bir ihtimalle eski sultan IV. Kılıç Arslan tarafından öldürüldü. Baskılara dayanamayan Selçukluların Beylerbeyi Hatiroğlu Şerafeddin, Moğollar’a karşı isyan edince Karamanoğulları da ona katıldılar. Bunun üzerine Karaman Bey'in en büyük oğlu I. Mehmed Bey Şemseddin unvanını alarak Karamanlı tahtına oturmuştur. Sahillere de hükmetmeye başlayan Mehmed Bey, İçel yöresini tamamen itaat altına aldı ve Moğollar’a karşı baskınlar ve akınlar düzenlemeye başladı. İsyankar Hatiroğlu'nunda öldürülmesinden sonra Karamanoğullarını bastırmak için gönderilen Bedreddin İbrahim'i de mağlup eden Karamanlıların ünü ve gücü giderek daha da arttı. Memlük Sultanı I. Baybars’ın Moğollar’ı yenerek Nisan 1277'de Kayseri’ye girdiğini duyan I. Mehmed Bey, derviş kılığında dolaşan II. İzzeddin Keykâvus’un oğlu Alâaddin Siyavuş’u yanına alarak Konya üzerine yürüdü. O sırada Konya’da sadece saltanat nâibi Emînüddin Mîkâil ile Sâhil Beyi Bahâeddin Mehmed bulunuyordu. Mehmed Bey’in amacı Alâaddin Siyavuş’u saltanata getirmekti. Ancak saltanat nâibinin onu tanımaması üzerine kuvvet kullanarak şehre zorla girdi. 14 Mayıs 1277 tarihinde şehre giren Karamanlılar, emîrlerin ve ileri gelenlerin evlerini yağmaladı. Bu arada saltanat nâibi ile Sâhil beyi öldürüldü. Ardından 4 gün sonra Alâaddin Siyavuş, törenle Selçuklu sultanı ilân edildi, I. Mehmed Bey de gönüllü olarak vezir oldu. Devlete bağlı olan görevlilerin Konya’ya gelmeleri için fermanlar çıkarıldı ve meşhur “divanda, dergâhta, bârgâhta, mecliste, meydanda hiç kimsenin Türkçe’den başka bir dil konuşmaması” fermanı yayınlandı. Batı uçlarının subaşıları olan Sâhib Ataoğulları, Tâceddin Hüseyin ve Nusretüddin Hasan’ın üzerine gelmekte olduğunu duyan I. Mehmed Bey onları Akşehir’de karşıladı. Yapılan savaşta Karamanlı beyi galip geldi ve Sivrihisar’a kadar ilerledi, fakat Afyonkarahisar'a ilerlesede alınamadı, daha sonra Konya’ya döndü. I. Mehmed Bey’in asıl niyeti Moğollar’la savaşmak olduğu için Erzurum’a gitmek olsada ordusundaki Moğol korkusu yüzünden bunu gerçekleştiremedi. O sırada Mehmed Bey, bir Moğol ordusunun gelmekte olduğunu öğrenince Konya'yı terk edip, Alâaddin Siyavuş’la birlikte Haziran 1277'de İçel'e çekildi. Aynı yılın sonbaharında Abaka Han’ın Karamanlılar üzerine gönderdiği ordu Larende’den geçerek İçel sahillerine kadar gitti. Bu sırada pek çok Türk öldürüldü veya esir alındı. Kış gelince İlhanlı Veziri Şemseddin Cüveyni ile kumandanı Tokat yakınındaki Kazova kışlağına, III. Gıyâseddin Keyhusrev de Konya’ya döndü. Hava şartlarının uygun olması üzerine Selçuklu sultanı yanındaki Moğol birliğiyle İçel’e girdi. Onları takip eden Mehmed Bey, iki kardeşi ve amcasının oğluyla birlikte Moğol öncü birlikleri tarafından 1277 yılının Kasım'ında öldürüldü. Şemseddin Mehmed Bey, Karamanoğulları ve Selçuklular içinde Türk diline sahip çıkması ve Moğollar’a karşı istiklâl mücadelesini başlatmasıyla dikkati çeker. Şemseddin Mehmed Bey’in ölümüne çok sevinen kukla Selçuklu Sultanı III. Keyhüsrev hâkimiyet alanını tekrar denize kadar genişletti. Bu sırada Karamanlı Beyliği sınırlarındaki ele geçirilen birçok Türk öldürüldü.

Güneri Bey

Vefat eden Şemseddin Mehmed Bey’in yerine Fahreddin unvanıyla tahta geçen kardeşi Güneri Bey’in ilk yıllarında Moğol ordusunun İkinci Humus Muharebesinde Memlükler’e yenilmesi ve ardından Abaka Han’ın ölümüyle Anadolu’da karışıklıklar çıktı. Güneri Bey sık sık Konya taraflarına yağma akınları düzenlerken Eşrefoğlu Süleyman Bey de buraya ve Akşehir’e hücuma başladı. Bu Türkmen saldırılarını önleyemeyen Sultan III. Keyhüsrev, Abaka’nın halefi Sultan Ahmed Teküder’den yardım istedi. Teküder de kardeşi Konkurtay’ın kumandasında kalabalık bir orduyu Anadolu’ya gönderdi. Konya dolaylarında birçok Türk öldüren Moğollar daha sonra Karaman Beyliğine de girerek Ermenek ve Mut yörelerinde büyük katliam yaptılar, ormanları yaktılar, ele geçirdikleri kadın ve çocukları köle ve câriye gibi sattılar. Kongurtay’ın Karaman ülkesinde yaptığı zulümler Mısır’da derin üzüntü ve öfkeye sebep olmuştur. III. Gıyâseddin Keyhusrev’den sonra Selçuklu tahtına geçen II. İzzeddin Keykâvus’un oğlu II. Mesud, Konya’da kendisini güven içinde hissetmediğinden tahta Kayseri’de oturdu. III. Gıyâseddin Keyhüsrev’in annesi de bundan yararlanarak Keyhüsrev’in oğulları olan iki torununu Konya’da tahta çıkarmıştı. Ancak güçlüklerle karşılaşınca Güneri Bey’e beylerbeyliği, Eşrefoğlu Süleyman Bey’e de saltanat nâibliği teklifini gönderip onların desteğini sağlamak istedi. Onlar da askerleriyle Konya’ya geldiler ve Keyhüsrev’in oğulları 14 Mayıs 1285 tarihinde yeniden Selçuklu tahtına çıkarıldılar. Fakat çok geçmeden yeni İlhan Argun’un emriyle bu çocukların hayatlarına son verildi. Güneri Bey 1286 yılında Lârende şehrini ele geçirdi ve ertesi yıl Haçlı kontrolündeki Tarsus yöresinde tahribatta bulundu. Ayrıca İçel’in bir kısmını bu sıralar idare eden kardeşi ve müstakbel Karamanlı hükümdarı Şehzade Mahmud Bey, Güneri Bey’e bağlıydı. Karamanoğulları’nın Konya ovasındaki faaliyetleri üzerine Argun Han’ın kardeşi Geyhatu, Gıyâseddin II. Mesud ile emrindeki Selçuklu ve Moğol askerleriyle Karamanoğulları’nı cezalandırmasını istedi. Sultan Mesud, yanında Sâhib Ata Fahreddin Ali olduğu halde 1287 yılında Karamanoğulları’nın üzerine yürüyerek Lârende ve çevresinde tahribat yaptıktan sonra geri döndü. Bir yıl sonra Güneri Bey ile Eşrefoğlu Süleyman Bey Selçuklu sultanına bağlılık bildirmek amacıyla Konya’ya geldiler. Güneri Bey ertesi yıl da kardeşi Şehzade Mahmud Bey ile birlikte tekrar Konya’ya geldi ve sultanın elini öptü. 1290 yılında Anadolu valisi tayin edilen Şehzade Geyhatu Konya’ya gelince kardeşi Şehzade Mahmud’la değerli armağanlar gönderen Güneri Bey’in böylece Moğollar’ın muhtemel bir yağma harekâtını da önlemek istediği anlaşılmaktadır. Argun Han’ın ölümünden sonra Anadolu’da tekrar karışıklıklar çıktı. Kayseri’de oturan Sultan II. Mesud, Karamanoğulları’nın Konya civarında yağma harekâtında bulunmaları üzerine İlhanlı tahtına çıkmış olan Geyhatu’dan yardım istedi. Kalabalık bir orduyla Anadolu seferine çıkan Geyhatu Han askerlerine Ereğli, Lârende ve civarını tahrip ettirmiş, erkekleri işkenceyle öldürtmüş, kadınları ve çocukları da esir almıştır. Geyhatu’nun Anadolu’dan ayrılmasından sonra harekete geçen Karamanoğulları Konya yöresini 1293 yılında tekrar yağmaladılar. Bu durumdan yararlanmak isteyen Kıbrıs Kralı II. Henry 1293’te Alanya'yı Selçuklulardan ele geçirsede, Şehzade Mahmud Bey kumandanlığındaki Karamanoğulları şehri kurtardılar. Karamanoğulları’nın Alâiye kolunun tarihi bu seneden itibaren başlasa da hanedanın bu kolu hakkında kaynaklarda ayrıntılı bilgi bulunmamaktadır. Gazan Han zamanında Moğollar arasındaki iç mücadeleler yüzünden Orta Anadolu’nun batı kesiminde Moğol nüfuzu iyice azalmıştı. Anadolu Selçuklu Sultanı II. Mesud acizlikle Kayseri’de oturuyor, Konya Ahîlerden Ahmed Şah tarafından idare ediliyordu. O sıralarda Anadolu’daki Moğol kumandanlarından Baltu ve Sülemiş, Gazan Han’a isyan ettiler ve Karamanlılar’dan yardım istediler. Özellikle Baycu Noyan’ın torunu Sülemiş’in ayaklanmasına çok sayıda Karamanlı Türkmen katılmasına rağmen Gazan Han Karamanoğulları’na karşı herhangi bir harekette bulunmadı. Sülemiş’in isyanından kısa süre sonra 17 Nisan 1300 tarihinde Güneri Bey vefat etti. Cesur ve muktedir bir hükümdar olan Güneri, Moğol saldırılarına rağmen toparlanarak mücadelesini sürdürmüş yıkılmamış, gerek Selçuklu sultanına gerekse Moğollar’a kendisini kabul ettirmiştir. Bugün Karaman adıyla bilinen Larende ve Ereğli şehirleri onun zamanında kalıcılıkla Karamanlı toprağı olmuş, muhtemelen Hadim, Taşkent ve Bozkır yöreleri de yine Güneri Bey zamanında Karamanlı Beyliği’nin sınırları içine alınmıştır. Alanya şehri de yine bu dönemde Karamanlı hakimiyetine girmiştir.

Güneri Bey ile I. Alâeddin arasındaki dönem

14. yüzyılın ilk yarısı kaynak yetersizliği yüzünden Karamanlı tarihinin en az bilinen dönemidir. Güneri Bey’den sonra beyliğin başına geçen kardeşi Bedreddin I. Mahmud Bey’in 1302 yılında Ermenek Ulu Camii’ni, Balkusan’da babası ve kendisi için türbeler yaptırdığı bilinmektedir. Yine bu hükümdar zamanında Karamanoğulları, Moğol kumandanlarından Kazancuk’u Toros dağlarının geçitlerinde ağır bir yenilgiye uğratmışlardır. 1308 yılında Anadolu Selçuklu Devletine son vererek başkentleri olan Konya'yı hakimiyet alanına katmıştır. Fakat aynı yıl I. Mahmud öldü ve yine Konya, Karamanlı hakimiyetinden çıkmıştır. Yerine geçen oğlu Yahşi Han, Konya hâkimi Ahî Mustafa’yı öldürerek 1314 yılında şehri ele geçirdi. Ahî Mustafa muhtemelen İlhanlılar’a vergi ödediği için İlhanlı Hükümdarı Olcaytu, Konya’nın Karamanoğulları eline geçmesine kayıtsız kalmadı ve Emir Çoban’dan şehrin geri alınmasını istedi. Emir Çoban üç bin askerle Anadolu’ya girince birçok bey tarafından karşılanmış, fakat Karamanoğulları’ndan kimse gitmemişti. Çoban’ın Konya’ya geldiği Aralık 1314 tarihlerinde Anadolu’da büyük kıtlık vardı. Emir Çoban Lârende’ye kaçmakta olan Yahşi Han'ı yakalattı, fakat öldürmedi. Konya’ya melik, şahne, âmil ve kâtipler tayin eden Emir Çoban, oğlu Demirtaş’ı Anadolu umumi valisi yaptıktan sonra İran’a döndü. Karamanoğulları çok geçmeden Konya’yı yeniden zaptettiler. Memlük kaynaklarına göre 1318 yılında Yahşi Han'ın kardeşi I. İbrahim'in Memlük Sultanı ve kendi adına hutbe okuttuğu yazılmıştır. Buna göre Yahşi Bey'den sonra I. İbrahim, Bedreddin unvanıyla tahta çıkmıştır. Vali olan Demirtaş’ın başlıca amacı, Türkmen beylerini kendisine tâbi kılıp Anadolu’nun tek hâkimi olmaktı. 1320 ve 1323 yıllarında Konya’yı zapteden Demirtaş, Karamanoğlu Şehzade Musa ile Hamîdoğlu Dündar Bey’i esir aldı, fakat Şehzade Musa Bey’i hemen serbest bıraktı. Demirtaş, Eşrefoğulları ile Hamîdoğulları Beyliği’nin ana kolunu ortadan kaldırdığı halde Karamanlılar’a karşı oldukça dostane bir siyaset takip etti. Demirtaş’ın Mısır’a kaçmasından sonra kumandanları Eretna ve Sungur Ağa, Lârende’ye gidip Bedreddin İbrâhim'e sığındılar. Bedreddin İbrâhim Bey’den itibaren Karamanlı Devleti'nin başkenti Lârende olmuş ve Bedreddin İbrâhim, burada bir saray yaptırmıştır. Demirtaş’ın Anadolu’yu terkinden sonra harekete geçen Karamanlılar 1328 veya 1329 yıllarında Konya’yı, Gevele Kalesi’ni ve Beyşehir’i ele geçirdiler. 1335 yılında Bedreddin İbrâhim'in hükümdar olarak Lârende’de, oğlu Şehzade Ahmed Bey'in ise Konya’da oturduğu anlaşılmaktadır. İbn Battûta Konya’yı ve Lârende’yi ziyaret ettiğini, Bedreddin İbrahim ile görüştüğünü söylerse de bunu şüpheyle karşılamak gerekir. Hacca giden Şehzade Musa, Kahire’de Mısır Sultanı I. Muhammed ile görüştü, kendisine yapılan yüksek memuriyet teklifini kabul etmeyerek Anadolu’ya döndü ve Ermenek beyi oldu; hicri 740’ta (miladi 1339-40) burada Tolmedrese’yi yaptırdı ve Ocak 1345 tarihinde öldü. I. İbrâhim’in elçisi 1341 yılında Kahire’den dönerken yanında sultan ve halifenin gönderdiği sancaklarla altın ve gümüş para basmaya yarayan kalıpları getirmişti. Ancak Karamanlı paralarında Memlük sultanının da adı bulunacaktı. Bunu isteyen bizzat Bedreddin İbrâhim’di fakat bunun sebebi pek bilinmemektedir. 1340’lı yılların başında Bedreddin Mahmud Bey’in oğullarından Şehzade Halil, Beyşehir’den Konya’ya geldi. Daha sonra kardeşi Yahşi Bey ile mücadele etti. Yahşi Bey’in bu sırada öldürülmüş olması kuvvetle muhtemeldir. Bu konuda farklı tarihler verilirse de 1341-1342 yılları gerçeğe daha yakın görünmektedir. Halil'in Ermenek’te bir cami, Ermenek’in bazı köylerinde zâviyeler ve Lârende’de bir zâviye yaptırdığı bilinmektedir. Halil ayrıca Karamanlı Devletinde Sultan unvanını kullandığı tespit edilen en eski hükümdardır ve onun halefleriyle beraber Karamanoğulları, Sultanlığı benimsemeye başlamıştır. Sultan Halil muhtemelen 1344-1350 yılları arasında ölmüştür. Cömert bir hükümdar olan Bedreddin I. İbrâhim, Lârende ve Konya’da kuvvetli bir idare kurdu. Yerine geçen oğlu Fahreddin Ahmed hakkında pek az bilgi vardır. Ahmed, büyük bir ihtimalle Moğollar’la yapılan savaşların birinde ölmüştür. “eş-Şehîd” ibaresi bulunan mezar taşında ölüm tarihi 1349 olarak kayıtlıdır. Onun halefi olan kardeşi Şemseddin 1352'de öldü. Daha sonra Karamanlı Devleti’nin başına Halil’in oğullarından Seyfeddin Süleyman geçti. Ebu Said Bahadır Han’ın ölümünün ardından Moğollar arasındaki iç mücadelelere rağmen Karamanoğulları’nın beyliğin sınırlarının genişletilmesi şöyle dursun Konya ve Beyşehir bile Eretnalılara kaptırılmıştır ki bunun başlıca sebebi Karamanlılar arasındaki iç çekişmeler ve Karaman, Mehmed ve Güneri beyler gibi dirayetli hükümdarların iş başında olmayışıdır. Kaynaklarda iyi kalpli ve dindar bir hükümdar olduğu belirtilen Süleyman Bey bizzat akrabaları tarafından 1361 yılında öldürülmüştür. Ahî Mehmed veya Kalemiyye Zâviyesi’nde defnedilen Süleyman Bey’in kabri kardeşi Alâeddin Bey tarafından yaptırılmıştır. Suikastçılar aralarından Şehzade Kasım’ı tahta çıkardılarsa da çok geçmeden Süleyman'ın kardeşi Şehzade Alâeddin Ali duruma hâkim oldu. Lârende’ye hücum ederek âsileri yakaladı ve suikasta katılanların hepsini ölüm cezasına çarptırdı.

I. Alâeddin

I. Alâeddin'in hangi yıl tahta oturduğu tartışmalı olsa da 1361 yılında tahtta olduğu kesindir. Tahtta geçen yeni hükümdar I. Alâeddin seleflerine kıyasla çok farklı bir hükümdar idi. Dönemi için iyi şartlarda eğitim almış, kültürlü ve ilme saygılı bir alimdi. Devlet içerisinde birçok alanda değişikliğe gitmiştir. I. Alâeddin, ilk olarak Kıbrıs Krallığı'nın korumasındaki Korikos'a sefer düzenlemiştir fakat destek aldığı Anadolu Beyliklerinin aniden geri çekilmesinden dolayı kuşatmayı kaldırmış ve Anadolu seferi düzenlemiştir. Bu sefer ile birlikte Karamanoğulları, Anadolu'nun iç kesimlerinde baskın bir güç olmuştur ve gücünün doruğuna ulaşmıştır. Maiyetine; Konya, Yeşilhisar, Aksaray, Ilgın, İshaklı ve Kayseri yörelerini katmıştır. Ayrıca Beypazarı'na kadarda uzamıştır. Bu fetihlerle beraber Anadolu'da kalıntı olarak kalan Moğol Emirleri, I. Alâeddin'e tabii olmuşlardır. Sultan I. Alâeddin, geleneksel Karamanlı-Memlük ittifakını bırakarak Sultan Berkuk’a karşı bağımsızlık savaşı açan Ramazanoğulları’nı destekledi. Aynı şekilde Osmanlılar’a karşı onların müttefiki olan Kadı Burhâneddin’e karşı da düşmanca bir siyaset güttü. Karamanlı hükümdarlarından, "Bey" unvanını kullanmayıp yalın halde daha fazla üstünlüğü bildiren "Sultan" "Şah" ve "Padişah" gibi unvanları kullanan ve bunu çevresine kısmen de olsa kabul ettiren ilk kişilerden olup ayrıca Anadolu Selçuklu sultanlarının sahip olduğu "Sultanü'r-Rûm" unvanını da benimseyerek kendini Anadolu'nun sultanı ve Selçuklu'nun da devamı olarak görmüştür. Ayrıca I. Alâeddin'in, Osmanlıların Rumeli Fethilerini tebrik etmek amaçlı 1357 yılında yazdığı ve Orhan Gazi'ye gönderdiği mektuplarla beraber ilk kez bu dönemde Osmanlı-Karamanlı ilişkileri iyi bir başlangıçla doğrudan sürmeye başlamıştır. Fakat I. Alâeddin Ali, Orhan Gazinin halefleri olan; I. Murad ile I. Bayezid ile aynı ilişkiyi sürdürememiş, sonradan yükselen Osmanlılara karşı, tıpkı eskiden Osmanlıların Karamanlı üstünlüğünü dolaylı yoldan kabul ettiği gibi yerinde ve dostane bir siyaset izlemek yerine Osmanlılara düşmanca bir politikayla saldırması onu ölüme götürmüştür. Önce Frenkyazısı Muharebesinde Sultan I. Murad'a kaybeden Sultan Alâeddin, sonra tekrar Osmanlı topraklarına saldırmış, akabinde Akçay Muharebesi gerçekleşmiş, bu sefer I. Bayezid tarafından Alâeddin yeniden bozguna uğratılmış ve savaş sonrasında ise yakalanarak 1398 yılında idam edilmiştir. Sultan I. Alâeddin, Şikarî'nin Karamannâme'sinde, kendi döneminin vakfiye kayıtlarında ve kitabelerce Ebû'l-Feth lakabıyla da anılmıştır ve modern tarihçilerinden bazıları da onun bu lakaba uygun olduğunu söyler.

1398-1402

I. Alâeddin'in ölümünden sonra Osmanlı sultanı I. Bayezid'in emriyle, Alâeddin'in karısı ve aynı zamanda Bayezid'in kız kardeşi olan Melek Hatun'u ve çocukları olan Mehmed ile Bengi Ali'yi Bursa'ya götürmüş ardından ise sanılanın aksine Karamanlı Devleti tamamen yıkılmamış, sadece İçel sahasına, yüksek ihtimalle Osmanlı vasalı durumuna düşmüş bir devlet olarak başında ölen hükümdar Alâeddin'in oğlu Erhan'ın beyliğinde yaşamaya devam etmiştir. Bu döneme ait Karamanlı Devleti'nin yönetim yapısının ve içerisinin nasıl olduğu pek bilinmemekle beraber Erhan'ın hükümdarlığı da sadece bastırdığı paralardan bilinir ve kanıtlanabilir. 1402 yılına kadar süren vasaliyet dönemi Timur'un Ankara Muharebesinde Bayezid'i yenmesiyle sonlanmış ve Karamanlı Devleti tekrar eski hakim olduğu topraklarda bağımsız kazanmıştır.

Nâsıreddin II. Mehmed

Nâsıreddin II. Mehmed, Osmanlı hükümdarı I. Bayezid'in bozguna uğramasının ardından esaretten kurtulup Karamanlı Devleti'nin başına geçmiştir. Kendini sultan ilan eden II. Mehmed, Osmanlı'nın Fetrette olduğunu bilip babası gibi bir Anadolu Seferine çıkarak, önce Hamitoğulları Beyliği'ni topraklarına kattı. Ardındansa Memlükteki çatışmalardan faydalanarak Tarsus'u ele geçirdi. Sonrasında sırasıyla Afyonkarahisar ve Germiyan başkenti Kütahya'yı ele geçirip Germiyanoğulları Beyliği'ni dolaylı yoldan yönetmeye başladı. Ayrıca Teke Beyliği topraklarını da bağımsızlığın ilk senesinde direkt ele geçirdi. Tüm bunlardan sonra eski Osmanlı başkenti Bursa'yı muhasara altına almış fakat başarılı olamayıp Osmanlı-Karamanlı Savaşının başlamasına sebep olmuştur. Osmanlılarla yapılan savaşta kaybeden II. Mehmed, onlardan ele geçirdiği tüm topraklara ek olarak; Beyşehir'ide Osmanlılara vermiştir. Bundan sonra doğu sınırındaki olaylarla ilgilenen II. Mehmed, Memlüklülere karşı bağımsızlık mücadelesi veren ve damadı olan Ramazanoğlu II. İbrahim Bey'i himayesine aldı. Tarsus'u geri isteyen II. Mehmed, red cevabını verdiği zaman Memlüklerin harekete geçeceğine ihtimal vermiyordu. Ancak Şehzade İbrâhim kumandasında kalabalık bir Memlük ordusunun Karamanlı Devleti'ne yaklaşmakta olduğunu duyunca İçel’deki sarp dağlara çekildi ve babası II. Mehmed'e haber gönderdi. Karamanlı topraklarına giren Memlükler Kayseri’yi işgal ettiler. Memlük kumandanı, 1419 yılında civarıyla birlikte bu şehri Dulkadiroğlu Nâsırüddin Muhammed’e, Karamanlı Devletini de II. Mehmed’in kardeşi Alâeddin Bengi Ali'ye vererek ülkesine döndü. Memlükler döner dönmez II. Mehmed, ülkesinin ova bölgesindeki topraklarına yeniden sahip oldu. Ancak Kayseri’yi almak için Dulkadirliler ile yaptığı savaşta yakalandı ve Mısır’a gönderildi. Bu arada oğlu Şehzade Mustafa’yı kaybetti. Bunun üzerine harekete geçen kardeşi II. Alâeddin Ali Memlükler tarafından desteklenmesine rağmen Konya’yı bir türlü alamadı. Kale kumandanı Sungur Ağa, II. Mehmed’e sadık kalarak kaleyi cesurca savunmuştu. Öte yandan Mehmed’in oğullarından Şehzade İbrâhim de Osmanlı hükümdarı I. Mehmed’den yardım alarak babası adına, amcası II. Alâeddin Ali ile savaşmış ve onu Niğde’ye dönmeye mecbur bırakmıştı. 1421 yılında hürriyetine kavuşan II. Mehmed deniz yoluyla Anadolu'ya döndü ve zorlanmadan ülkesinin tamamına tekrar hâkim oldu. Tahta yeni geçmiş olan Osmanlı Padişahı II. Murad’ın, amcası Mustafa Çelebi ile uğraşmasından faydalanmak isteyen Nasıreddin II. Mehmed, Tekeoğlu Osman Bey'in teşvikiyle Antalya’yı kuşattı. Ancak rivayete göre o sırada kaleden atılan bir top güllesinin isabetiyle 1423 yılında öldü. Oğulları tarafından naaşı Larende’ye götürüldü ve orada defnedildi. Memlük kaynaklarında Nasıreddin II. Mehmed’in ilim adamlarına saygılı olduğu, fakat sık sık ağır vergiler koymasından dolayı halk tarafından pek sevilmediği belirtilmektedir. II. Mehmed’in ölümünden sonra Niğde’de bulunan kardeşi Alâeddin Ali bütün Karamanlı'nın hâkimi olduysa da bu çok sürmedi. II. Murad’ın kız kardeşiyle evlenen ve ondan yardım alan II. Mehmed'in oğlu Şehzade İbrâhim amcasını ikinci defa yenerek tekrar Niğde’ye dönmeye mecbur bıraktı. Şehzade İbrâhim, amcasının ölümü üzerine Niğde’yi de hükmü altına alarak kendini sultan ilan edip sorunsuz bir şekilde Karamanlı tahtına oturdu.

II. İbrahim

1423 yılında tahta oturan Sultan Tacüddin II. İbrahim'in devleti hakkında büyük hedefleri vardı. Kendisi Sırp ve Macarlar ile bir ittifak antlaşması yaparak, Osmanlı yönetimindeki Eğirdir ve Isparta gibi tüm Hamid sancağı topraklarını 1433 yılında ele geçirdi. Ancak II. Murad'ın geldiğini duyduğunda topraklardan çekilerek barış istedi. 2 yıl sonra yapılan antlaşmada da Hamid sancağının bir Osmanlı mülkü olduğunu kabul etti. Aynı yıl doğuya yönelen İbrahim, Memlüklü himayesinde olan Dulkadiroğulları Beyliği ile savaş yapıp zafer kazanarak Kayseri, Ürgüp, Develi, Yeşilhisar ve Uçhisar şehir ve kalelerini ülkesine kattı. II. İbrahim antlaşma yaptığı Osmanlılara karşı yinede düşmanlığını bırakamamıştı. Macarların 1442 yılında Hermannstadt Muharebesini başlatmasıyla paralel olarak Karamanlılarda II. İbrahim'in emri ile Turgutoğlu Hasan Bey komutasında Osmanlı maiyetindeki Ankara, Beypazarı, Kütahya, Afyonkarahisar, Bolvadin ve tüm Hamid sancağını işgal etti. Bu yağma harekâtına Osmanlılar’ın verdiği karşılık çok sert oldu. II. Murad, İbrahim’in yaptıkları hakkında Mısırlı âlimlerden de fetva alarak kalabalık bir orduyla Karamanlı Devletine girdi ve her tarafı yağmalattı. O sırada İbrahim, İçel’e çekilmişti. Veziri Server Ağa’yı göndererek barış istedi. Osmanlı padişahı Macarlar’ın Segedin Antlaşması’nı bozmaları sebebiyle onun bu isteğini kabul etti. Ağustos 1444’te yapılan anlaşmaya göre İbrahim, bundan böyle Osmanlılar’a karşı hiçbir tecavüzde bulunmamayı ve Osmanlı'nın bulunduğu çatışmalarda asker göndermeyi taahhüt ediyordu. Bu antlaşmadan sonra II. İbrahim ile Osmanlılar arasında herhangi bir pürüz çıkarmamıştır. 1448 yılında Kıbrıs Krallığı’na ait önemli bir ticaret merkezi olan Korikos Kalesi’ni alan II. İbrahim, Konya’yı kendisine başkent yaptı ve buradaki Keykubad Sarayı’nda oturdu. II. İbrahim'in, Çelebi Mehmed'in kızından; Pîr Ahmed, Kasım ve Alâeddin adlarında oğulları olmuştur. İbrahim en çok ise annesi cariye kökenli olan büyük oğlu İshak'ı seviyordu ve hatta onu veliaht ilan etmişti. Ancak İbrahim’in ağır şekilde hastalanması üzerine Pîr Ahmed Konya’da hükümdarlığını ilân etti. Şehirde kalamayacağını anlayan İbrâhim, oğlu İshak ile kaçarken Gevele Kalesi’ne varmadan 1464 yılında yolda öldü, naaşı Lârende’ye götürülerek buradaki türbesine gömüldü. II. İbrahim, 40 yılı aşan süre ile Karamanlı tahtında en uzun süre oturan kişiydi. Karamanlı hükümdarlarının büyüklerinden olan Tâceddin II. İbrâhim, başta Lârende ve Konya’daki imaretler olmak üzere pek çok eser yaptırtmıştır. Âlimleri ve edipleri himaye eden II. İbrâhim, kendisiyle görüşen Fransız seyyahı Bertrandon de la Broquiere tarafından "otuz iki yaşında yakışıklı bir hükümdar" olarak kaydedilmiştir.

Yıkılış

II. İbrahim’in ölümünden sonra Karamanlı Devleti Pîr Ahmed ile İshak arasında taksim edildi. Buna göre İshak merkezi Silifke olan İçel ile Ermenek ve Mut yörelerine, Pîr Ahmed ise ova bölgesine sahip oldu ve Konya’da oturdu. Ancak çok geçmeden İshak, Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan’dan yardım alarak Pîr Ahmed’in üzerine yürüdü. Pîr Ahmed de Osmanlı Sultanı II. Mehmed’e iltica etmek zorunda kaldı. Osmanlılar’ın yardımıyla 1465 yılında İshak’ı yenen Pîr Ahmed, Karamanlı Devleti’nin tamamını idaresi altına aldı. Uzun Hasan’a sığınan İshak ise aynı yıl öldü. Beylik sıfatına düşen Karamanlı Devleti'nin varlığına son vermeye kararlı olan Fâtih Sultan Mehmed bu maksatla birçok sefer yaptı. Osmanlı kuvvetleri 1468 Nisanında önce Gevele’yi, ardından Konya’yı aldı. Annesi de Karamanoğlu II. İbrahim'in kızı olan Şehzade Mustafa buraya idareci olarak tayin edildi. Pîr Ahmed, mücadeleye devam etti ve Karamanlı Beyliği'ni sadece Toros Dağlarına hakim şekilde idaresi altında tuttu. Karamanlı kuvvetleri karşı saldırıları ile bazı yerleri yeniden ele geçirdi. Akkoyunlu tehdidinin ortadan kaldırılmasından sonra Karamanoğulları’nın elinde kalan dağlık bölgeler, Niğde ve Develi yöresiyle İç İl sahillerine yönelik Osmanlı seferi 1474’te başarıyla sonuçlandı ve Karamanlı Beyliği vasaliyet altına girdi. Pîr Ahmed’in kardeşi Kasım Bey, II. Bayezid’e tâbi olarak bir süre Silifke’de yaşadı. Kasım Bey’in 1483’te ölümünden sonra Karamanlı ileri gelenleri eski sultan II. İbrâhim’in kızının oğlu ve Karamanlı Devleti^'nin en başlarından beri tebaası olan Turgutoğulları ailesinden II. Mahmud’u, İçel’de beyleri yaptılarsa da onun Osmanlı-Memlük savaşında Memlüklerin tarafını tutmasından dolayı üzerine kuvvet gönderilince 1487 yılında Halep’e giderek kayıplara karıştı. Böylece Karamanlı Devleti'nin arazisi tamamen Osmanlı İmparatorluğu'na geçmiştir. Karamanlı Beyliği'nin ilhak edilmesinden yaklaşık 15 yıl sonra, Osmanlı il yazıcısı tımarların gelirlerini azalttığı için eski Karamanlı sipahileri isyan çıkardılar ve İran’da yaşayan eski bey Kasım’ın yeğeni Mustafa’yı bey yaptılar. Ancak Mustafa, Osmanlı kuvvetlerine karşı koyamayınca Mısır’a gitti ve 1513'de orada öldü. Böylece Karamanlı Devleti tamamen ve kalıcılıkla sona ermiş oldu.

Mimari

Bunlardan en önemlileri;

  • Tol Medrese (Ermenek) (1339)
  • Hasbey Medresesi (1421)
  • Şerafettin Camisi (13. yüzyıl)
  • İçeriçumra Karamanoğlu İbrahim Bey Camii (Cami-i Kebir) (muhtemelen II. İbrahim devri)
  • İnce Minare (Dar-ül Hadis) Medresesi (1258-1279)
  • Hatuniye Medresesi
  • Zinciriye Medresesi
  • Aksaray Karamanoğlu Camisi (Ulu Camii)
  • Bor Ulu Camii
  • Ak Medrese - Karamanoğlu II. Alâaddin Ali Bey tarafından 1409'da yaptırılmıştır. Adını kapısındaki beyaz mermerden alır. Selçuklu mimari tarzının çok güzel bir örneğidir. Ali Bey Medresesi de denir. 1936'da restore edildikten sonra arkeoloji müzesi olarak kullanılmaktadır. Giriş kapısı, geometrik motiflerle süslüdür.

Sultanlar

Bey Hüküm Süresi Notlar
Karaman 1255-1261
I. Mehmed 1261-1277
Güneri 1277-1300
Bedreddin Mahmud 1300-1308
Yahşı Han 1308-1312
Burhaneddin Musa 1312-1333 1.
Halil 1333-1348
I. İbrahim 1348-1349
Ahmed 1349-1350
Şemseddin 1350-1351
Burhaneddin Musa 1351-1356 2.
Seyfeddin Süleyman 1356-1357
I. Alâeddin 1357-1398
Erhan 1398-1402
II. Mehmed 1398-1399,
1402-1418
1.
II. Alâeddin Ali 1418-1419 1.
II. Mehmed 1419-1423 2.
II. Alâeddin Ali 1423 2.
II. İbrahim 1423-1464
İshak 1464-1466
Pir Ahmed 1464-1469
Kasım 1469-1483
II. Mahmud 1483-1487

Ayrıca bakınız

Notlar

  1. ^ Karamanoğulları, Anadolu Selçuklu Devleti'nin mirasını sahiplenme çabasından dolayı Anadolu Selçuklularında kullandığı Salṭanat-ı Rūm (Rûm Sultanlığı) ismini benimsemişlerdir. Yine Farsça olarak bununla beraber Qarāmāniyān ismi de devleti tanımlamak için hem devlet içerisinde hem de dışında kullanılmıştır ve bugün hala Farsça kaynaklarda bu isim kullanılır. Latince kaynaklarda ise (örnek: Kasım Bey portresi) Caramania veya Bassae Caramaniae ismi kullanılmış ve bu isim devlet yıkıldıktan sonrada eski devletin bulunduğu araziye verilen isim olarak kullanılmaya devam etti. (bkz. Karamanya)
  2. ^ bkz. Geyhatu Han'ın Anadolu Seferi (1291-1292)
  3. ^ bkz. Alanya Kuşatması (1293)
  4. ^ bkz. Karamanoğulları'nın Korikos Kuşatması (1367)
  5. ^ Aile bağları tablosu "İslam Ansiklopedisi" ne göre verilmiştir.
  6. ^ a b Bazen 5. sıradaki Mehmed Bey'in oğlu sayılır.
  7. ^ Bu durumda, bu mutlaka kişisel bir ad değildir. Vakainamelerde aile üyelerine, tam kişisel adlarını bilmiyorlarsa, genel bir ad deniyordu.
  8. ^ Bazen 36. sıradaki Pîr Ahmed'in oğlu olarak kabul edilir.
  9. ^ Bazen 32. sıradaki Karaman ile karıştırılır.

Kaynakça

Özel
  1. ^ Hakan Gökpınar,“Karamanoğulları Beyliği: Baniler ve Ünvanlar” 14 Temmuz 2026 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., Near East Historical Review, 10/3, Temmuz, s. 311-32
  2. ^ Karamanoğlu Erhan Bey'in Sikkeleri "Aladin-Orhan Yazılı Paralar Hakkında" 19 Ağustos 2026 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. - Halûk Perk
  3. ^ "Türk Tarih Sitesi, Türk Tarihi, Genel Türk Tarihi, Türk Cumhuriyetleri, Türk Hükümdarlar - Tarih". 24 Temmuz 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Eylül 2010. 
  4. ^ Angiolello, Giovanni Maria (2022). Türk Tarihi: Sultan Fatihin Sarayinda Bir Esir Giovanni Maria Angiolello Gözünden. Profil Yayincilik. ISBN 978-625-8498-09-7. 
  5. ^ a b c "Anadolu Beylikleri Ve Akkoyunlu, Karakoyunlu Devletleri". İsmail Hakkı Uzunçarşılı. TÜRK TARİH KURUMU BASIMEVİ. Arşivlenmesi gereken bağlantıya sahip kaynak şablonu içeren maddeler (link)
  6. ^ Yılmaz Öztuna. Devletler Ve Hanedanlar : Türkiye. Kültür Bakanlığı. 4 Mayıs 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 29 Kasım 2025. 
  7. ^ Teoman, Betül Sağıt; Teoman, Gültekin (1 Ocak 2016). "Karamanogullari Sikkelerine Genel Bir Bakis". "Karamanoğulları Beyliği Sikkelerine Genel Bir Bakış”, Uluslararası Orta Anadolu ve Akdeniz Beylikleri Tarihi, Kültürü ve Medeniyeti Sempozyumu II. 3 Şubat 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi22 Şubat 2026. 
  8. ^ Halil İnalcık, Devlet-i 'Aliyye: Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar I (İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2009), s. 58
  9. ^ Ünalan, Sıddık (1 Haziran 2017). "KARAMANOĞLU BEYLİĞİ'NİN SOSYAL-KÜLTÜREL VE DİNÎ HAYATI". Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi. 22 (1): 117-152. ISSN 1304-639X. 
  10. ^ "Arşivlenmiş kopya". 12 Nisan 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 31 Aralık 2022. 
  11. ^ Mesut Koman, Konya Halkevi Kültür Dergisi (Mecmuası), Konya, 1936, Sayı: 2, Sayfa: 123
  12. ^ "Avşarlar ve Karamanoğulları". 21 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 13 Mayıs 2016. 
  13. ^ Sümer 2001, s. 459.
  14. ^ a b Karamanoğulları Tarihi. Bilal Gök. 2022. 
  15. ^ Türkiyat Mecmuası I. Köprülüzâde Mehmed Fuad. 1925. 
  16. ^ a b Başkan, Yahya (1999). Karamanoğulları Beyliği (Alâ'ed-din Ali Bey Dönemi (1357-1398) (Yüksek Lisans). Malatya: İnönü Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü. 27 Haziran 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 27 Haziran 2021. 
  17. ^ Halil İnalcık, Devlet-i 'Aliyye: Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar I (İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2009), s. 58
  18. ^ Ahmed Şikari. Karamanname. 
  19. ^ İçeri Çumra İbrahim Bey Ulucami - Karamandan, 04 Nis 2026
  20. ^ "Arşivlenmiş kopya". 27 Ekim 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Ağustos 2020. 
  21. ^ Sümer 2001, s. 619.
  22. ^ Gençoğlu, H. Hulûsî (2020). "Tarihten Bugüne Karamanoğulları Hânedânı ve Halil Edhem Eldem’in Karamanoğulları Hakkında Vesâik-i Mahkûka Adlı Eseri". Akademisyen Kitabevi. ISBN 9786257106030.
Genel