Ernst Röhm | |
|---|---|
Sturmabteilung örgütünün kurucusu Ernst Röhm, 1933 | |
| Doğum | 28 Kasım 1887 Münih, Almanya |
| Ölüm | 2 Temmuz 1934 (46 yaşında) Stadelheim Hapishanesi, Almanya |
| Milliyet | Alman |
| Vatandaşlık | Almanya |
| Uğraş | Politikacı, asker |
| Siyasi parti | Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi |
| İmza | |

Ernst Röhm (28 Kasım 1887, Münih – 2 Temmuz 1934, Stadelheim Hapishanesi, Münih), Alman subay, siyaset adamı, Sturmabteilung (SA) örgütünün kurucusu ve kumandanıydı.
Hayatı
Kariyeri
Julius Röhm ve eşi Emilie'nin üç çocuğundan biriydi. 1906'da Röhm, ailesinin askerî geçmişi olmamasına rağmen, Ingolstadt'taki "Kral Ludwig" 10. Bavyera Piyade Tümenine askeri öğrenci olarak katıldı. 12 Mart 1908'de teğmen rütbesine terfi etti.
Röhm, Ağustos 1914'te I. Dünya Savaşı'nın patlak vermesi sırasında, 1. Tabur, 10. Piyade Alayı König'in emir subayıydı. Bavyera 13. Piyade Birliği'nde üsteğmenliğe tekabül eden Oberleutnant rütbesiyle yer aldı. 1914 Eylül'ünde Fransa'nın Lorraine bölgesinde yüzünden ciddi şekilde yaralandı ve yaralarının izlerini hayatının geri kalanında taşıdı. 23 Haziran 1916'da Verdun, Thiaumont'taki tahkimata yapılan bir saldırı sırasında, göğsünden ciddi şekilde yaralandı ve savaşın geri kalanını Fransa ve Romanya'da kurmay subay olarak geçirdi. Verdun'da yaralanmadan önce Birinci Sınıf Demir Haç nişanı aldı ve Nisan 1917'de yüzbaşılığa (Hauptmann) terfi etti. Röhm, anılarında 1918 sonbaharında İspanyol gribine yakalandığını ve yaşamasının beklenmediğini, ancak uzun bir iyileşme döneminden sonra sağlığına kavuştuğunu belirtti.
Savaşı sona erdiren 11 Kasım 1918 Ateşkesi'nin ardından Röhm, Reichswehr'de yüzbaşı rütbesiyle askeri kariyerine devam etti. Nisan 1919'da Ohrdruf'ta kurulan ve sonunda 3 Mayıs 1919'da silah zoruyla Bavyera Sovyet Cumhuriyeti'ni deviren Franz Ritter von Epp'in Bayerisches Freikorps für den Grenzschutz Ost'una (Freikorps Epp) katıldı. 1919'da Alman İşçi Partisi'ne (DAP) katıldı ve ertesi yıl ismi Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi (NSDAP) oldu. Üye numarası 623'tü. Kısa bir süre sonra Adolf Hitler'le tanışarak, siyasi müttefik ve yakın arkadaş oldular. 1920'lerin başlarında, Almanya'nın sağcı paramiliter örgütleri ile Reichswehr arasında arabuluculuk yaptı. Ayrıca, eski ordu komutanı Franz Ritter von Epp'i Nazilere katılmaya ikna etti; bu önemli bir gelişmeydi çünkü Epp, Nazi dergisi Völkischer Beobachter'i satın almak için gereken altmış bin markı toplamaya yardım etmişti. 1923'ün başlarında, Arbeitsgemeinschaft adlı ve orduyu güçlendirmeyi ve Marksist etkilerle mücadele etmeyi amaçlayan bir paramiliter örgütler federasyonunun kurulmasında yer aldı. Röhm, 26 Eylül 1923'te Reichswehr'den istifa etti veya emekli oldu.
Kasım 1923'te Röhm, Münih'teki Birahane Darbesi sırasında Reichskriegsflagge milislerine liderlik etti. Löwenbräukeller adlı birahane'de toplananlara Kahr hükûmetinin devrildiğini ve Hitler'in "ulusal devrim" ilan ettiğini duyurdu. Röhm daha sonra yaklaşık 2.000 kişilik kuvvetini Savaş Bakanlığı'na ɡötürdü ve on altı saat boyunca binayı işgal ettiler. Şubat 1924'te, başarısız darbe girişiminin ardından Röhm, Hitler, Erich Ludendorff, Yarbay Hermann Kriebel ve altı kişi vatana ihanetten yargılandı. Röhm suçlu bulundu ve on beş ay hapis cezasına çarptırıldı, ancak cezası ertelendi ve denetimli serbestlik aldı. Hitler suçlu bulundu ve beş yıl hapis cezasına çarptırıldı, ancak Landsberg Hapishanesinde (son derece hoşgörülü koşullar altında) yalnızca dokuz ay yattı.
Nisan 1924'te Röhm, Nazilerin völkisch (ırkçı-milliyetçi) Nasyonal Sosyalist Özgürlük Partisi'nden Reichstag'a milletvekili seçildi. Kriebel'in serbest bırakılmasını isteyen bir konuşma yaptı. Aralık 1924 seçimlerinde partisinin kazandığı koltuk sayısı çok azaldı ve ismi Reichstag'a geri dönmesi için listenin çok aşağısındaydı. Hitler hapisteyken Röhm, o zamanlar yasa dışı olan Sturmabteilung'a (SA) yasal bir alternatif olarak Frontbann'ın oluşturulmasına yardımcı oldu.
Nisan 1925'te Hitler ve Ludendorff, Röhm'ün 30.000 kişilik Frontbann ɡücünü, SA'ya entegre etme önerisini kabul etmeyince, Röhm 1 Mayıs 1925'te tüm siyasi gruplardan ve askeri tugaylardan istifa etti. Parti liderlerinin izlemek istediği "yasal" yollara karşı büyük bir küçümseme duydu ve kamusal hayatından uzaklaşmaya başladı.
Bolivya
1928'de Röhm, Hollanda'daki Bolivya askerî ataşesi Wilhelm Kaiser tarafından Bolivya Ordusu'na danışman olarak görevlendirildi. Bolivyalılar, Bolivya ordusunun yeniden örgütlenmesinde askeri eğitmen olarak öncü rol oynayacak, savaş deneyimi olan yetenekli bir Alman subayı arıyorlardı.
Röhm, 1 Ocak 1929'dan 31 Aralık 1930'a kadar hizmet süresi içeren bir sözleşme imzaladı ve Alman doğumlu Bolivyalı Genelkurmay Başkanı Hans Kundt, Röhm'e yarbay rütbesi ve aylık 1.000 Bolivyano maaşı güvencesi verdi. Bu, Bolivya'daki düşük yaşam maliyeti göz önüne alındığında ona yüksek bir yaşam standardı sağlayacaktı.
Röhm, Ocak 1929'da La Paz'a geldi ve önce "İspanyolca öğrenebilmek" için Bolivya askeri kolejinde profesör olarak çalışmaya başladı. Haziran'dan Eylül 1929'a kadar birlik müfettişi olarak görev yaptı ve ardından Ağustos 1930'a kadar Oruro'da karargahı bulunan Bolivya Ordusu'nun tümen komutanlığının kurmay başkanı ɡörevine atandı. Bazı tarihçiler Röhm'ün bu dönemde Bolivya'da önemli bir rol oynadığını iddia etse de, daha yakın tarihli araştırmalar Bolivya tarihinin bu dönemindeki rolünün nispeten önemsiz olduğunu öne sürüyor.
1930 sonbaharında Röhm, Hitler'den Almanya'ya dönmesini isteyen bir telefon aldı.
Almanya'ya dönüşü
Sturmabteilung lideri
Hitler, Eylül 1930'da, Berlin'deki Stennes Ayaklanması'nın bir sonucu olarak, SA'nın yeni Oberster SA-Führer rütbesiyle en üst düzeyde komutasını üstlendi. Röhm'ü arayarak, SA'nın lideri olarak göreve geri dönmesini istedi. Röhm bu teklifi kabul etti ve 5 Ocak 1931'de yeni görevine başladı. SA'ya radikal yeni fikirler getirdi ve birkaç yakın arkadaşını üst düzey liderliğine atadı. Bir süre sonra SA liderlerinin homoseksüel faaliyetlerde bulunduğu yönünde dedikodular çıktı ve çok geçmeden Röhm özellikle muhafazakâr Alman askerî hiyerarşisi tarafından ciddi biçimde eleştirilmeye başlandı.
Nazi Partisi'nin oluşum yıllarında SA'nın başlıca işlevi parti liderlerini korumak ve komünist Kızıl Cephe gibi siyasi rakiplere saldırmak ve terörize etmekti. Şiddet ve tehdit yoluyla SA Nazilerin önce Münih'te, ardından da Almanya'nın genelinde diğer siyasi partilerden daha güçlü hale gelmesini sağladı. SA, komünistlere, rakip siyasi partilerin güçlerine ve Yahudilere ve Nazi gündemine düşman olduğu düşünülen diğer kişilere karşı şiddetli sokak savaşlarını sürdürdü.
Röhm döneminde SA, grevlerde ve diğer işçi anlaşmazlıklarında sık sık işçilerin tarafını tuttu, greve karşı çıkanlara saldırdı ve grev hatlarını destekledi. SA'nın sindirmesi, Nazilerin yükselişine ve seçim kampanyaları sırasında rakip partilerin şiddetli bir şekilde bastırılmasına katkıda bulundu. Haziran 1931'de, Sosyal Demokrat bir gazete olan Münchener Post, SA'daki eşcinsellik konusunda Röhm ve SA'ya saldırmaya başladı ve ardından Mart 1932'de gazete, Röhm'ü "eşcinsel yönelimli" (gleichgeschlechtlich) olduğu yazılı bazı özel mektuplarını elde etti ve yayınladı. Bu mektuplar 1931'de Berlin polisi tarafından el konulmuş ve daha sonra gazeteci Helmuth Klotz'a iletilmişti.
Hitler, Röhm'ün eşcinsel olduğunun farkındaydı. Dostlukları, Röhm'ün Hitler'le konuşurken ona "sen" diye hitap etmesine izin verilen birkaç yakın kişiden biri olmasından anlaşılmaktadır. Röhm, Hitler'e "mein Führer" yerine ilk adı "Adolf" veya takma adı "Adi" ile hitap etmeye cesaret eden tek Nazi lideriydi. Yakın ilişkileri, Hitler'in kendisinin de eşcinsel olduğu söylentilerine yol açtı.
Hitler'in Ocak 1933'te şansölye olarak atanıp, iktidara yükselmesiyle birlikte, SA üyeleri yardımcı polis olarak atandı ve Göring tarafından "devletin tüm düşmanlarını" ortadan kaldırmaları emredildi.
Düşüşü
1933'te Nazilerin iktidara gelmelerinin ardından Röhm'ün önderliğini yaptığı Nazi Partisi'nin sosyalist grubu sosyalizmin partinin özünde var olduğuna inanmaya devam etti. Bu grup büyük şirketlerin devletleştirilmesinde, çalışanlara kâr payı verilmesinde ve faiz oranlarının düşürülmesinde ısrar ediyordu. Tüm bunlar Hitler'in iktidara gelmesini destekleyen iş dünyası için söz konusu olamayacak şeylerdi. Röhm ikinci bir devrimden bahsetmeye başladı ve "tepkiciler" olarak adlandırdığı kesime karşı hareket etmeye ant içti.
Hitler hiç vakit kaybetmeden Alman iş dünyasının güvenini yeniden kazandı. Bu yüzden Hitler ile SA'nın arasına mesafe girdi. Saflarını genellikle işçi sınıfından gelenlerin oluşturduğu SA üyeleri anti-kapitalist eğilimliydiler ve sokaklarda mücadele ederek başarılı olmasını sağladıkları "devrim"den kazanç sağlamayı umuyorlardı. Hitler'in görüşü SA'nın siyasi bir güç olduğu ve Naziler iktidara geldikten sonra daha fazla ihtiyaç duyulmayacağı yönündeydi. Öte yandan Röhm, SA'nın Hitler'in "devrimci" ordusunun özü olacağına inanıyordu. Röhm Prusya askerî liderliğini hor görürken Hitler ordunun desteği olmadan iktidara da gelemeyeceğini, liderliğini de sürdüremeyeceğini biliyordu. Ayrıca Hitler Cumhurbaşkanı ve Başkomutan Hindenburg öldüğünde ordunun desteği olmadan onun yerine geçemeyeceğini de fark etmişti.
1934 yılına gelindiğinde cumhurbaşkanın günlerinin sayılı olduğu netleşti ve Almanya'daki birçok grup Hindenburg'un yerine kendi adaylarını getirmek için entrikalar çevirmeye başladı. Amerikalı yazar William L. Shirer'in yazdığına göre aralarına silahlı kuvvetlerden de birçoklarının olduğu bir grup muhafazakâr Kayzer II. Wilhelm'in oğlu Prens Wilhelm'i Almanya'ya cumhurbaşkanı ya da yeniden kurulacak Alman monarşisinin başı olarak dönmesine uğraşıyordu.
Röhm'ün 1934 Şubat'ında Alman silahlı kuvvetlerinin (Reichswehr) SA'nın sayısal üstünlüğe sahip olacağı ve bu şekilde hâkim olacağı tek bir örgüt içine katılmasına yönelik teklifi Alman askerî liderliğini çok kızdırdı. Ordu SA'yı disiplinsiz sokak dövüşçülerinden oluşan yaygaracı ayaktakımı olarak görüyordu. Homoseksüellik iddiaları ve "ahlâksızlıklar" orduda biliniyordu. Röhm'ün teklifi reddedildi.
Adolf Hitler, Ordunun Doğu Prusya'daki bahar tatbikatı sırasında Deutschland adlı gemide Alman silahlı kuvvetlerinin liderleriyle görüşme fırsatı yakaladı. Savunma Bakanı Werner von Blomberg eşliğinde genelkurmay başkanı Werner von Fritsch ve donanma komutanı Amiral Erich Raeder ile görüştü. Hitler komutanları Hindenburg'un giderek bozulan sağlığı konusunda bilgilendirdi ve Reichswehr'in kendisinin cumhurbaşkanı olmasını desteklemesini önerdi. Buna karşılık olarak da SA'nın boyutunu küçültüp, Röhm'ün isteklerini bastırıp Reichswehr'in Almanya'nın yegane silahlı gücü olmasını önerdi. Shirer'in anlattığına göre Hitler muhtemelen ordu ve donanmanın genişletileceği sözünü vererek de liderleri ayartmıştı.
Nazilerin arasındaki gerginlik daha da arttı ve Hitler ile yaptığı bir ara bulma görüşmesinden sonra Röhm'ün "ikinci devrim" çağrıları da arttı (bu sefer muhafazakâr iktidar yapısına karşı).
Benzer biçimde Hitler'in 1933 yılında şansölye olmasını destekleyen muhafazakâr sanayiciler de Röhm'ün Strasser kardeşler ile paylaştığı sosyalist eğilimlerinden duydukları rahatsızlığı dile getirmeye devam ettiler. Cumhurbaşkanı Paul von Hindenburg ile olan yakın ilişkileri vasıtasıyla her iki muhafazakâr grup (askerler ve sanayiciler) memnuniyetsizliklerini dile getirdiler.
Şubat 1934'te Hitler'in isteği üzerine ordu ve SA liderliği arasında imzalanan ve her iki örgütün görevlerini resmen belirleyen ve ulusal savunmayı yalnızca ordunun sorumluluğu olarak tanımlayan anlaşma, gerçekten de Hitler'in baskısı altında Röhm tarafından imzalanmıştı. Ancak, Stahlhelm ve diğer paramiliter grupların kademeli olarak bünyesine katılmasıyla 1934 başlarında 4 milyondan fazla kişiye ulaşan SA'yı askeri ilkelere göre yeniden örgütleme ve kademeli olarak silahlandırma çabalarına devam etti. Ayrıca Röhm, gelecekteki İkinci Devrim ve uygun bir Nasyonal Sosyalist ordu kurma gerekliliği hakkındaki söylemlerini de sürdürdü. Sonuç olarak, Röhm ile Hitler arasındaki çıkar çatışması ve buna paralel olarak Röhm ile Reichswehr liderliği arasındaki çatışma, 1934 baharı boyunca yoğunlaştı. Aynı zamanda, Nazi liderlik grubundaki Röhm'ün rakipleri, özellikle NSDAP parti aygıtının önde gelen yetkilileri – Walther Buch, Martin Bormann, Alfred Rosenberg, Adolf Wagner ve Franz Xaver Schwarz – ve her şeyden önce Prusya Başbakanı Hermann Göring ve NSDAP'nin daha küçük savaş gücü olan SS'in komutanı Heinrich Himmler, Röhm'e karşı entrikalarını yoğunlaştırdılar ve Hitler'i kışkırtmalarla ve Röhm'e karşı (kısmen sahte) suçlayıcı materyaller sunarak kendi taraflarına çekmeye çalıştılar.
1934 Haziran'ının başlarında Hindenburg Hitler'e ültimatom vererek Almanya'daki gerginliğe son verilmediği takdirde sıkıyönetim ilan etmeyi düşündüğünü belirtti. Böyle bir durumda elindeki gücün büyük ihtimalle sarsılacağını bilen Hitler SA'yı bastırmak ve "ikinci devrim" planlarına son vermek için Reichswehr ile olan anlaşmasını daha fazla erteleyemeyeceğine karar verdi.
Ölümü
Röhm'ün eşcinsel olduğu biliniyordu ve Hitler buna göz yumuyordu. Röhm ayrıca iyi bir örgütçü, güçlü bir lider, acımasız ve vicdansız tavırlar sergileyen biri olarak biliniyordu; bu özellikleriyle Naziler 1933'te iktidara ele geçirmeden önce Hitler'e politik olarak iyi hizmet etti.
Hitler, Röhm’ün izlediği yolun kendi siyasi vizyonunu bozduğu gerekçesiyle onu bu yoldan vazgeçirmeye yönelik birçok girişimde bulundu, ancak Röhm’ün direnişi karşısında bu girişimler başarısızlıkla sonuçlandı. İki adam arasında Haziran 1934 başlarında Hitler'in Reich Şansölyeliği'ndeki ofisinde yapılan son görüşme, hararetli bir tartışmayla sonuçlandı.
Haziran başında, sağlığı bozulan Röhm, dinlenmek amacıyla Bavyera’daki Bad Wiessee adlı kaplıca kasabasına gitti. Ayın ikinci yarısında Hitler, ordu ile SA arasında alevlenen çatışmada nihai olarak ordunun tarafını tutmaya karar verdi. Bunda belirleyici olan, Reichswehr generallerinin, Röhm ve SA’yı feda edip onları siyasi bir güç faktörü olarak ortadan kaldırması halinde, karşılığında ölüm döşeğindeki Reich Başkanı Hindenburg’un halefi olarak devlet başkanı ve ordunun başkomutanı olarak kabul edeceklerine dair kendisine güvence vermeleriydi.
Haziran 1934'te, Uzun Bıçaklar Gecesi olarak bilinen tasfiyeye hazırlık olarak, Himmler ve SS Güvenlik Servisi şefi Reinhard Heydrich, Röhm'ün Hitler'i devirmek için Fransa hükûmeti tarafından 12 milyon ℛ︁ℳ︁ (2021'de 57 milyon €'ya eşdeğer) ödendiğini öne süren uydurma kanıtlardan oluşan bir dosya hazırladılar. SS'deki önde gelen subaylara, 24 Haziran'da Röhm'ün hükûmete karşı bir komplo (Röhm Darbesi) başlatmak için SA'yı kullanmayı planladığına dair sahte kanıtlar gösterildi. Hitler'in talimatıyla Göring, Himmler, Heydrich ve Viktor Lutze, SA içinde ve dışında öldürülecek kişilerin listelerini hazırladılar. Göring, kendisine yardım etmesi için Gestapo yetkilisi ve NKVD casusu olan Willi Lehmann'dan yardım aldı. 25 Haziran'da General Werner von Fritsch, Reichswehr'i en üst düzeyde alarma geçirdi. 27 Haziran'da Hitler, ordunun işbirliğini sağlamak için harekete geçti. Blomberg ve ordunun parti irtibat görevlisi General Walter von Reichenau, Röhm'ü Alman Subaylar Birliği'nden ihraç ederek işbirliği sağladılar. 28 Haziran'da Hitler, Josef Terboven'in düğününe ve onuruna verilecek resepsiyonuna katılmak için Essen'e gitti; oradan Röhm'ün Bad Wiessee'deki emir subayını aradı ve SA liderlerine 30 Haziran'da saat 11:00'de kendisiyle görüşmelerini emretti. Aslında bu, Röhm ve alt komutanlarını kitlesel destekçilerinden fiziksel olarak ayırarak, onları zayıf ve izole bir duruma düşürmek – ve ayrıca pratik olarak tek bir yerde toplamak – ve böylece kolayca ortadan kaldırabilmek amacıyla yapılan bir aldatma manevrasıyd. 29 Haziran'da, Blomberg'in Völkischer Beobachter'da bir makalesi ortaya çıktı; Makalede Blomberg, Reichswehr'in Hitler'in arkasında durduğunu büyük bir coşkuyla belirtiyordu.
Hitler ile Bad Wiessee'de birlikte olan Joseph Goebbels, planın son aşamasını harekete geçirdi. Berlin'e dönen Goebbels, saat 10:00'da Göring'i arayarak, kurbanların geri kalanına infaz mangalarını ɡöndermek için kolibri ("sinek kuşu") kod sözcüğünü kullandı. Leibstandarte SS Adolf Hitler komutanı Sepp Dietrich, Hitler'den bir "infaz mangası" kurması, Röhm ve diğer SA liderlerinin tutuklu olarak kaldıkları Münih'teki Stadelheim Hapishanesi'ne gitmesi emrini aldı.
30 Haziran 1934'te Hitler ve büyük bir SS ve polis grubu Münih'e uçtu ve saat sabah 06:00 ile 07:00 arasında Röhm ve takipçilerinin kaldığı Bad Wiessee'deki Hanselbauer Oteli'ne gitti. Yatağında uyuyan Röhm ile diğer bazı SA liderlerini hazırlıksız yakaladı. Erich Kempka'nın savaştan sonra verdiği röportaja göre Hitler, Röhm'ü "emniyet mandalı açık tabancalar tutan iki dedektife" teslim etti. SS, Breslau SA lideri Edmund Heines'i, SA kıdemli birlik lideri olan kimliği belirsiz on sekiz yaşında bir erkek ile aynı yatakta buldu. Kempka, ayrıca, Hitler'in hem Heines'i hem de partnerini otelin dışına çıkarıp vurulmalarını emrettiğini söyledi. Goebbels, daha sonraki Nazi propagandasında bu olaya dikkat çekti ve tasfiyeyi ahlaki alçaklığa karşı bir baskı olarak haklı çıkarmaya çalıştı. Bu adamların yanı sıra Bad Wiessee’ye gelirken karayolunda veya Münih Merkez Tren İstasyonu’na vardıklarında yakalanan diğer SA liderleri de tutuklanarak Münih-Stadelheim Hapishanesi’ne götürüldüler. Röhm’ün en önemli altı alt komutanı, 30 Haziran akşamı hapishanenin avlusunda bir infaz mangası tarafından vurularak öldürüldü. Röhm’ün liderlik grubuna dahil sayılan çok sayıda diğer SA üyesi ise 30 Haziran’dan 2 Temmuz’a kadar Dachau Toplum Hapishanesi’nde, Lichterfelde’deki SS kışlasında, Breslau çevresindeki ormanlarda ve başka yerlerde devlet yönetiminin emriyle kurşuna dizildi. Ancak Röhm öldürülmeyip tutuklu olarak kaldı.
Hitler, Röhm'ün iktidarı devirmek için komplo kurduğuna dair hiçbir kanıt sunmasa da, yine de SA liderliğini kınadı. Münih'teki parti merkezine geri dönen Hitler, toplanan kalabalığa hitap etti. Öfkeyle dolu olan Hitler, "dünya tarihinin en kötü ihanetini" kınadı. Hitler, kalabalığa "disiplinsiz ve itaatsiz karakterlerin ve asosyal veya hastalıklı unsurların" yok edileceğini söyledi. Parti üyeleri ve tutuklanmaktan kurtulacak kadar şanslı olan birçok SA üyesinin de bulunduğu kalabalık, coşkuyla haykırarak destek verdiler.
Hitler, Röhm ile olan kişisel ilişkisi nedeniyle idamına karar vermekte tereddüt ettikten sonra, 30 Haziran'da Bavyera valisi Epp'e, Röhm'ün hizmetlerinden dolayı onu affetmek ve kurşuna dizilmekten kurtarmak istediğini bile söylemişti. 1 Temmuz öğleden sonra, başta Himmler ve Göring olmak üzere, Röhm'ün ortadan kaldırılmasının kesinlikle gerekli olduğunu savunan çeşitli Nazi liderlerinin baskısına boyun eğdi ve Dachau toplama kampının komutanı Theodor Eicke'ye telefonla Röhm'ü öldürme emri verdi.
Eicke bunun üzerine Stadelheim Hapishanesi’ne gitti ve Röhm’ün 70 numaralı hücresine girdi. Öncelikle ona kendini vurmasını emretti ve bu amaçla hücrede bulunan masanın üzerine içinde tek kurşun bulunan bir tabanca bıraktı; intihar etmesi için kendisine on dakika süre verdi. Röhm ise Eğer öldürülecek olursam, bunu Adolf'un kendisi yapsın şeklinde yanıt verdi. Röhm, kendisine verilen intihar süresi içinde harekete geçmeyince, tabanca hücresinden ɡeri alındı. Kısa bir süre sonra hücrenin dışarısında kapının önünde bekleyen Eicke ve Dachau Toplama Kampı’nın güvenlik ekibi lideri SS-Obersturmbannführer Michael Lippert, Röhm’ün hücresine girdiler. Röhm'ü kendilerine meydan okurcasına üstü çıplak bir şekilde ayakta dururken buldular. Bunun üzerine Eicke ve Lippert, Röhm'ü vurup öldürdüler.
Röhm’ün cesedi ertesi gece Perlach Mezarlığı’na götürüldü ve orada isimsiz bir mezara gömüldü. 21 Temmuz 1934'te, Bavyera İçişleri Bakanı Wagner'in emriyle Röhm'ün ve vurularak öldürülen diğer altı kişinin cesetleri mezardan çıkarıldı ve yakıldı. (İddia edilen) külleri daha sonra Münih'teki Westfriedhof Mezarlığı'na gömüldü. Röhm'ün mezarı, günümüze kadar aşırı sağcıların ibadet yeri olmaya devam etmektedir.
Röhm'ün cinsel yönelimi
Ernst Röhm ilk Nazi Partisi üyeleri arasında homoseksüelliğinden şüphelenilenlerin arasında en şöhretli olanıydı. Homoseksüelliği de SA'nın tasfiyesi sırasına görevden alınmasına mazeret olarak gösterilmişti.
Röhm'ün SA'nın başında olduğu dönemde bir dizi eşcinselin güçlü SA üyeleriyle ilişkileri yüzünden alındığı ve terfi ettirildiği iddia edilmiştir.
Ayrıca bakınız
Kaynakça
- ^ Menges 2003, s. 713.
- ^ Hockerts 2003, s. 714.
- ^ Hancock 2008, s. 11.
- ^ Hancock 2008, ss. 18–19.
- ^ Hancock 2008, ss. 19–21.
- ^ Hancock 2008, s. 23.
- ^ Röhm 1934, ss. 50–51.
- ^ Röhm 1934, ss. 56–57.
- ^ a b c d Zentner & Bedürftig 1991, s. 807.
- ^ Joachim C. Fest (2005). Hitler. Eine Biographie. Ullstein Tb. p. 204. ISBN 978-3-548-26514-8.
- ^ a b Manvell & Fraenkel 2010, s. 135.
- ^ Siemens 2017, s. 16.
- ^ Snyder 1989, s. 66.
- ^ Gordon 1972, ss. 191–192.
- ^ Dornberg 1982, ss. 84, 118.
- ^ Kershaw 2008, ss. 147, 239.
- ^ Bullock 1962, s. 121.
- ^ Siemens 2017, s. 29.
- ^ Hancock 2008, ss. 95, 98.
- ^ a b Hancock 2012, ss. 691–708.
- ^ McNab 2013, s. 14.
- ^ Weale 2012, ss. 70, 166.
- ^ Siemens 2017, s. 173.
- ^ Gunther 1940, s. 6.
- ^ Knickerbocker 1941, s. 34.
- ^ McNab 2013, s. 16.
- ^ Zentner & Bedürftig 1991, ss. 806–807, 928–931.
- ^ a b c d Kershaw 1999, s. 514.
- ^ Evans 2005, s. 30.
- ^ Wheeler-Bennett 1967, s. 321.
- ^ O'Neill 1967, ss. 72–80.
- ^ Bullock 1958, s. 165.
- ^ Evans 2005, s. 31.
- ^ Wheeler-Bennett 1967, s. 322.
- ^ Cook & Bender 1994, ss. 22–23.
- ^ Bullock 1958, s. 166.
- ^ Kempka 1948.
- ^ a b c Shirer 1960, s. 221.
- ^ a b Evans 2005, s. 32.
- ^ Cook & Bender 1994, s. 23.
- ^ Gunther 1940, ss. 51–57.
- ^ Allan Mitchell: Revolution in Bavaria, 1918–1919. The Eisner Regime and the Soviet Republic. 1965, S. 69. Dieselbe Zelle, die sogenannte „Prominentenzelle“, hatte während des Ersten Weltkrieges den Sozialisten Kurt Eisner, dann 1919 den Grafen Arco auf Valley, Mörder des zwischenzeitlich zum bayerischen Ministerpräsidenten avancierten Kurt Eisner, dann 1923 Adolf Hitler – nach seinem gescheiterten Putsch – und später Erhard Auer und Erwein von Aretin beherbergt.
- ^ Kershaw 2008, s. 312.
- ^ Otto Gritschneder: Der Führer hat sie zum Tode verurteilt. C. H. Beck, München 1993, ISBN 3-406-37651-7, S. 36.
